15 Dakika Düşünmektense Ver Bir Elektrik Şoku!

Yapılan bir psikoloji deneyinde, katılımcılardan biri, hiçbir şey yapmadan oturup beklemek yerine, kendi kendisine tam 190 kez ağrılı düzeyde elektrik şoku uyguladı.

Geçen yıl yayımlanan bir çalışmanın sonuçlarına göre, insanlar hiçbir şey yapmadan bir başlarına oturup düşünmektense, kendilerine ağrı verici bir elektrik şoku uygulamak da dahil, bir şeyler yapmayı tercih ediyorlar.

Virginia ve Harvard Üniversitelerinden araştırmacılar, 11 farklı çalışmada insanları belirgin bir özelliği olmayan bir odaya alarak bir başlarına 6-15 dakika boyunca oturttular (Wilson et al., 2014). Çalışmayı yürüten Profesör Timothy Wilson, Science dergisinde yayımlanan çalışmada şunları söylüyor: “Biraz boş vakit bulup düşünmeyi sevenler, bu çalışmanın sonuçlarını şaşırtıcı bulacaklardır. Zira ben kesinlikle şaşırdım. Fakat yaptığımız çalışmaya katılan gönüllüler bize çok kısa bir zaman için bile olsa kendi düşünceleriyle baş başa kalıp oturmaktansa başka bir şeyler yapmayı tercih ettiklerini gösterdiler.”

Katılımcılar, neredeyse istisnasız olarak, bu kısa düşünme ve kendileriyle baş başa kalma sürecinin pek de hoş olmadığını ve odaklanmakta güçlük çektiklerini ifade ediyorlar. Birçoğu bu sürede oturup durmaktansa müzik dinlemeyi veya akıllı telefonlarıyla oynamayı tercih edeceklerini söylüyorlar.

Şoklanma

Araştırmanın en dikkat çeken kısmı, katılımcıların kendilerine hafif bir elektrik şoku verebilmelerini sağlayan bir düğme ile birlikte yalnız bırakılmalarıyla ortaya çıktı. Çalışmaya katılan 18 gönüllü erkekten 12’si, 15 dakikalık “düşünme süreci” sırasında en az bir kez kendilerine elektrik şoku uyguladılar. Aşırı derecede sıkılan katılımcılardan birisi ise, her ne kadar diğerlerinde böyle bir şey görülmese de, tam 190 kez düğmeye basarak kendine elektrik şoku vermeyi tercih etti.

imageÇalışmaya katılan 24 kadından 6 tanesi aynı süre içinde en az bir kez kendilerine elektrik şoku vermeyi tercih etti. Erkeklerde bu oranın çok daha yüksek olmasının, muhtemelen erkeklerin daha fazla macera ve değişiklik arama dürtülerinden geldiği düşünülüyor.

Araştırmacılar makalede şunu da belirtiyorlar: “İnsanın kendi düşünceleri ile 15 dakika baş başa kalması o kadar istenmeyen bir durum gibi gözüküyor ki her ne kadar katılımcılar daha önceden bundan sakınacaklarını belirtmiş olsalar da birçoğunu kendi kendilerine elektrik şoku vermeye itebiliyor” (Wilson ve ark., 2014).

Dikkati dağınık bir nesil mi?

Bu bulgular, çalışmaya katılanların kronik olarak dikkat dağınıklığı sıkıntısı çeken yeni nesle ait olabileceklerini düşündürse de bulgular sadece genç katılımcılara has değil. Çalışmalardan bir tanesinde 18’den 77 yaşına kadar birçok farklı çevreden gelen insanlar çalışmaya dahil edildi. Dr. Wilson’un ifadelerine göre, sonuçlar pek değişmiyor: “Bu oldukça şaşırtıcıydı. Yaşlı insanlar bile tek başlarına düşüncelere dalmaya pek istekli görünmüyorlardı.”

Dr. Wilson, bu durumun modern toplumun hızlı ritmini yansıtmadığını, dahası insan zihninin çalışmasına dair temel bir gerçeğe işaret ettiğini düşünüyor: “İnsan zihni dünyayla etkileşime geçmek için tasarlanmış. Kendimizle baş başa kaldığımız zamanlarda bile odak noktamız genellikle dış dünyadadır. Bu nedenle hâlâ oldukça zorlu bir deneyim olan meditasyon veya düşünce kontrolü tekniklerine hakim olmayan insanların çoğu, dışsal faaliyetlerle ilgilenmeyi tercih ediyorlar.”

Bu durumun bir başka açıklamasının, bir şekilde zorlandığımız zaman gündüz düşleri kurmanın veya zihnin serbest biçimde dolaşmasının gittikçe zorlaşması olabileceğini düşünen araştırmacılar, araştırmalardan birinde katılımcıların sessiz düşünme durumunu evde denemelerine izin veriyorlar. Dr. Wilson, sonuçların yine değişmediğini söylüyor: “Deneye katılanlardan yaklaşık üçte birinin bir şekilde, mesela müzik dinleyerek veya cep telefonları ile oynayarak ve hatta oturdukları yerden kalkarak, ‘hile yaptığını’ tespit ettik. Görünen o ki bu deneyimden evde, laboratuvarda olduğundan daha fazla hoşlanmış değillerdi.”

Kaynak

Yorum Yap