Antidepresan Çıkmazı

[n]Beyin > Psikoloji, Yazılar 19 Ekim 2016
5.860

Psikolog ve psikiyatristler arasında süregelen en uzun çatışmalardan biri, hiç şüphesiz antidepresan ve türevlerinin işe yararlığı ve kullanımının olası sonuçları olmuştur. Bu tartışmanın sebebiyse, depresyon gibi anahtarı kişinin elinde olan bir kapalı kutunun dışarıdan yapay müdahalelerle zorla açılmaya çalışılmasının psikologlarca kati ve tek işe yarar çare olarak görülmemesidir. Hatta bu müdahaleler, bacağı kırık bir hastaya koltuk değneği verip evine göndermekle karşılaştırılabilir.

Peki, bu konudaki hakikat nedir? Antidepresan kullanımı gerçekten sorunlarımızı çözüp bizi içerisine düştüğümüz kara deliklerden kurtarmakta ne derece başarılı? Şimdi bu konuyu detaylı bir şekilde irdeleyelim.

Depresyonun nörolojik resmi

Dr. Richard J. Davidson, depresif ve depresif olmayan insanlar üzerinde fMRI aracılığı ile yaptığı gözlemlerle bu iki sınıftan insanların beyinlerindeki farklılıkları ve depresyonun sebebini araştırır. Neticede, sol prefrontal  korteksteki fazla aktivitenin insanlarda mutluluğu ve tatmini artırdığını, sağ prefrontal korteksteki aktiviteninse negatif duyguları aşıladığını fark eder. Kısacası, depresif sınıfına giren insanlarda sağ prefrontal korteks, diğerlerine kıyasla daha fazla çalışır. Dr. Davidson’ın yaptığı araştırmalara göre, depresif bireylerin temel sorunu, sol prefrontal kortekste aktivitesizlik değil, beynin pozitif uyaran karşısındaki aktivitesini sürdürememesidir. Yani depresif insanların problemi, hiçbir şeyden mutlu olamamaları değil, bu mutluluğu ve tatmin duygularını depresif olmayan insanlar kadar uzun süre koruyamamalarıdır denilebilir.

Depresyonu fMRI aracılığı ile objektif bir biçimde görüntülemeyi başarmış olmak, daha sonraki aşama olan tedavi kısmı için takdir edersiniz ki hatırı sayılır bir adımdır. Dr. Davidson, bunun akabinde 20 adet depresyonlu katılımcıyla anlaşır ve depresyonlarını fMRI ile gözlemleyip emin olduktan sonra, 8 haftalık standart antidepresan tedavisine başlar. 8 haftanın sonunda, bazı katılımcılar, gözle görülür bir şekilde pozitif duygular sergilemeye başlarken bazılarında kayda değer bir gelişme sağlanamaz. Pozitif duygular sergilemeye başlayan katılımcıların ise gösterilen mutlu fotoğraflara bakarken hissettikleri pozitif duyguları bilinçli bir şekilde sürdürdükleri gözlemlenir. Yani antidepresan tedavisi söz konusu olmasına rağmen birey bilinçli olarak gelişime katkı sağlama ihtiyacı duymaktadır.

Antidepresanın temel vazifesine baktığımızda ise yine sol prefrontal kortektsteki aktiviteyi sürdürebilmeyi amaçladığını görürüz. Yani ilaçlı ya da ilaçsız, bireyin tedaviyle bilinçli işbirliği her türlü tedavide şarttır. Belki de bu durum, antidepresan tedavisinin bazılarında işe yararken bazılarında yaramamasının en net sebebidir.

bilisselterapiBilişsel davranışçı terapi ve davranış geliştirme metotları

Bir başka deneyde ise 188 adet katılımcı, antidepresan, bilişsel davranışçı terapi ve davranış geliştirme metotları ile tedavi edilmeye çalışılır. 16 hafta süren deneyde, katılımcıların 106 tanesi başarılı bir biçimde tedavi edilir. Ancak burada asıl önemli olan nokta, bu başarının sürdürülebilirliği tabii ki. İlaçla tedavi edilen katılımcıların %59’u ilaç kullanımı bırakıldıktan sonra tekrar ağır depresif epizotlar geçirmeye başlarken, bilişsel davranışçı terapi ya da davranış geliştirme metodu ile tedavi edilen katılımcıların aşağı yukarı %40 kadarı tekrar depresif epizotlar geçirmeye başlar. Bu deneyler, sadece psikoterapinin depresyonu tedavi etmede daha etkili olduğunu göstermez, aynı zamanda psikoterapi ile ilaçsız bir şekilde depresyondan kurtulan vakaların terapi bitiminden sonra tekrar depresyona girme ihtimallerinin daha düşük olduğunu açıkça ortaya koyar.

Yukarıda paylaştığım bilgiler ışığında tekrar şunu söyleyebiliriz: Depresyon, anahtarı kişinin kendi elinde olan bir kapalı kutudur. Bu kutuyu açmak için ilaç yardımı almaksa asla kesin bir çözüm olarak görülemez. Depresyonla ilgili bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi, kişi bu kara delikten ancak kendi isteği ve çabası ile kesin bir suretle kurtulabilir.

Önceki yazıma ek olarak, davranış geliştirme metodunu burada biraz açmak isterim. Bu metot, adından da anlaşılacağı üzere, yeni davranışlar ve günlük rutinler geliştirmeyi içerir. Mesela bir derneğe üye olup hayır işlerinde bulunmak, gönüllü işler yapmak ya da yeni sosyal etkinliklere katılmak kişiyi yeni ortamlara sokabilir ve kendisiyle ilgili negatif inançlarını pozitiflerle değiştirmesine yardımcı olabilir. Burada ise anahtar, kişinin bu tür sosyal aktivitelere gitmemek için aklından geçen her türlü bahaneye direnmesi ve bunu alışkanlık haline getirmesidir.

Antidepresan kullanımı, genelde depresyon mağdurları tarafından en kestirme ve en garanti çözüm yolu olarak görülür ancak bilimsel bulgular ışığında tekrar bakıldığında gerçeklerin genel görüşe pek de uymadığı, sadece ilaç tedavisinin çözüm sağlamadığı rahatlıkla söylenebilir.

Bu yazı üyemiz tarafından hazırlanıp [n]Beyin Editörü tarafından düzenlenmiştir.
[n]Beyin Üyeleri Ne Diyor?

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Facebook Yorumları