Aşkın Evrimi

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Üzerine şiirler, hikâyeler, şarkılar yazılan aşk, insanlar için en derin duygulardan biridir. Hepimiz sevmenin doruk noktası olan aşkı yaşamak isteriz. Bu istek beraberinde birkaç soru getirir: Bir süreç olan aşk nasıl gelişir?  Herhangi birine aşık olabilir miyiz?  Aşk neden var?

Biz insanlar günlük yaşamımızda yeni tanıştığımız kişinin bizde bıraktığı izlenime göre bir çıkarımda bulunuruz. Özelliklerini tanıdıkça sevdiğimiz insanlar olduğu kadar gittikçe soğuduğumuz insanlar da söz konusudur. Aşk için de bu durum geçerlidir. Bir çekimle başlayan sevgi, zamanla bağlılık ve aşka dönüşür. Aşkta uyum olarak bildiğimiz terim de bu noktada devreye girer. Aşkın süreci kısaca bu şekilde anlatılabilir. Hadi şimdi duygularla anlatıldığında karmaşık olan aşkı bir de evrimsel olarak inceleyelim.

Aşkın evrimsel boyutuna baktığımızda “neslini devam ettirme” kavramı karşımıza çıkar. Yani aşk evriminin temeli üremeye dayanır. Bu konu hakkında düşünüldüğünde, bir bireyin ilgisinin olmadığı ve rastlantısal şekilde ürediği varsayıldığında sağlıklı bir nesil gelme olasılığı tartışılır. Ancak bireyler kendisi için uygun gördüğü, sevgi beslediği biriyle üreme faaliyeti gösterdiğinde sağlıklı bir neslin oluşma olasılığı  oldukça yüksektir. Kısaca üreme başarısının aşkla arttığı düşünülmektedir. Aşkın da bu durum nedeniyle evrimselleştiği varsayılmaktadır.

Aşkın evrimi üreme fizyolojisini de kapsamaktadır. Fizyolojik olarak incelendiğinde, erkeklerde üreme hücrelerinin üretimi bir kadınlardan daha fazladır. Kadınlar her ay sadece tek bir yumurta üretirken erkekler binlerce sperm üretebilirler. Buna ek olarak, hamilelik sürecine bakıldığında bu dönemdeki değişimlerin atlatılması için en az iki yıl gerekir ve en an az iki yılda vücut kendini diğer bir gebeliğe hazırlar. Bir erkek için üreme faaliyetinin bedeli büyük değişimlere neden olmazken kadınlarda durum oldukça farklıdır. Yapılan bir araştırmada erkeklerin hiç tanımadığı biriyle zaman geçirme, evine gitme, hatta üreme eylemi konusunda çekincelerinin olmadığı saptanmıştır. Kadınlar ise bu duruma temkinli yaklaşmıştır. Kadınların üreme konusunda erkeklerden daha seçici olmasındaki neden üreme fizyolojisindeki değişime dayanmaktadır. Bu farklılık aşka bakış açısını da etkilemektedir.

Ebeveyn yatırımı teorisi

Yaşamın evrelerinden biri de erişkinlik dönemidir. Bu dönem çocuk sahibi olmayı da içerir. Bir bebek, anne karnında anne ile iletişime geçer ve bu iletişim bebek doğduktan sonra da devam eder. Doğumdan sonraki zamanlarda bebek, fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarının anne tarafından karşılanmasına ihtiyaç duyar. Bu nedenle annenin bebek gelişimindeki rolü oldukça fazladır ve bu durum açıkça görülebilir. Bu süreçte baba, bebekle anne kadar iletişim kurmaz. Erkek daha çok anne ve bebeğin korunması ve maddi ihtiyaçların karşılanmasından sorumludur. Yani ebeveynlik rollerine bakıldığında kadın daha çok fizyolojik süreçte yer alırken erkek ekonomi ve koruma konusunda öne çıkmaktadır.

Trivers, ebeveyn olan kadın ve erkeğin rolündeki farklılığın cinsel seçim konusundaki değişime neden olduğunu ileri sürmüştür. Bir erkek, ebeveynlikteki sorumlulukları doğrultusunda fazla seçici değilken kadınlar en iyi olanı seçme eğilimindedirler. Aşkın evrimsel sürecinin altında yatan bir neden de ebeveyn sorumluluklarındaki farklılıktır.

Sonuç olarak fizyolojik, psikolojik ve çevresel faktörler bizi aşka götürür. Evrimsel bakış açısına göre, cinsel seçilim aşkın gelişiminde en önemli etkendir. Yani aşk neslin devamı ve sağlıklı bir nesil için oldukça önemlidir. Bunun yanında anne-baba rolleri de aşkın evriminde ve üreme algısında öne çıkmaktadır.

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Kaynak

Yorum Yap