Ayna Benlik

[n]Beyin > Psikoloji, Yazılar 3 Kasım 2016
1.884

“‘Başkalarının gözünde neysem oyum’ diye bir ifadeyle karşılaştığımız an, ayna benlikten söz etmek mümkündür. Daha detaylı bakacak olursak, C.H. Cooley, bu durumu kişinin kendi benliğini, başkalarının ona ilişkin düşünceleri değerlendirmesi, ona yönelik tepkileri temelinde algıladığı süreç olarak tanımlamıştır. Bu görüşe göre benlik, birlikte çalışan birçok insanın ortak ürünüdür.” (1)

Bu açıdan baktığımız taktirde karşımıza çevresini yansıtan, ondan ayrı düşünemeyeceğimiz bir kişi profili çıkar.
Görüşün temel noktası, davranışlarımızın temel belirleyicisinin başkalarının bizim hakkımızdaki düşünceleri, beklentileri, tutumları olması fikrine dayanır. Günlük yaşantımızdaki “Elalem ne der?” cümlesi, aslında buna yaşantımızda ne kadar sık rastlayabileceğimizin göstergesi niteliğindedir. Eğer biz de böyle bir görüşteysek başka insanların değer yargılarının kendi imajımızın gelişiminde önemli bir rol oynamasına sebebiyet veriyoruz demektir.

Bu süreç, aslında toplumsallaşmanın bir gereği gibi daha çocukluk yıllarımızda karşımıza çıkar. Eğer anne çocuğuna vazoyu kırdığı için “Sen ne kadar sakar birisin” derse çocuk bunu “Annem benim sakar olduğumu düşünüyor, demek ki ben sakar bir insanım” diye yorumlayıp içselleştirebilir.

Cooley’e göre bu süreç 3 aşamadan oluşur:
1-Kendi düşünce dünyamızda diğer insanların bizi nasıl gördüğünü kafamızda kurarız.
2-Başkalarının bizim hakkımızdaki yargılarının ne olduğuna karar veririz
3-Son olarak da başkalarının bizim hakkımızda ne hisettikleri bizim benliğimiz haline gelir.

Bu durumun etkilerinden nasıl kurtuluruz?

Bunun cevabı güçlü benlik imgesi inşa etmektir. Eğer zayıf bir benlik imgemiz varsa diğer insanların düşünceleri kendi düşüncelerimizden daha değerli bir hal alabilir ve hayatımızı onların düşüncelerine göre şekillendirmeye başlayabiliriz. Diğer insanlarla etkileşimde bulunduğumuz süre boyunca zayıf yönlerimizi değiştirmeye yönelebiliriz. Zamanla düşük benlik saygısı geliştirebileceğimizden bu da psikolojik problemlerin başlangıcına delalet edebilir.

Güçlü benlik imgesi geliştirmek, sadece kendi fikirlerimize odaklanmak değildir; güçlü bir kimliğe sahip olmak demektir. Hatalarımızı açık ve doğru bir biçimde görüp değiştirme cesaretine sahip olmamızdır. Hem olumlu hem de olumsuz yönlerimizin olduğunu kabul etmektir. “Ben güçsüz bir insanım” demek yerine “Benim zayıf yönlerim var ama ben bunu değiştirebilecek tek kişiyim” diyebilmektir. (Bunun ilk adımı da kendimizle yüzleşebilmemizdir.) Gerçek bir ayna karşısında kendimizi doğru okuyabilmemizdir. Sonrasında değişim zaten olağan bir süreç olarak başlayacaktır. Önce biraz cesaret. Rogers’ın da dediği gibi, “Kendi içinden geldiği gibi davranmak ve kendine güvenmek yalnızca sanatçılar ve dahiler için geçerli bir durum değildir” (2).

(1) Selçuk Budak – Psikoloji Sözlüğü, sayfa 97

(2) Banu Yazgan İnanç, Esef Ercüment Yerlikaya – Kişilik Kuramları, sayfa 308

Kaynak:
Bu yazı üyemiz tarafından hazırlanıp [n]Beyin Editörü tarafından düzenlenmiştir.
[n]Beyin Üyeleri Ne Diyor?

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Facebook Yorumları