Bağırsak Bakterilerinizi Nasıl Bilirdiniz?

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Yaşam, bütün çeşitliliği ve karmaşıklığı ile akıl almaz bir bütün. Biz de bu bütünün nadide parçalarından bir tanesiyiz. Aklımızı ileri düzeylerde kullanma yeteneğimizle kendimizi ve etrafımızdaki sistemi anlama konusunda canla başla çalışıyoruz. Fakat bu sistem o kadar yüksek düzeyde karmaşık bir ilişkiler ağına dayanıyor ki her geçen gün karşımıza çıkan yeni ipuçları ile bakış açımızı sürekli daha da genişletmek zorunda kalıyoruz.

Beslenme ve beynimizin ilişkisi çoğumuz için oldukça aşikardır. Doğru ve dengeli beslenirsek bedenimizin bütün organları gibi beynimiz de bundan elbette olumlu yönde fayda görecektir. Fakat beslenme, aslında sadece vücuda alınan besin maddelerinden ibaret değil. Besinlerle birlikte, bu dünyayı paylaştığımız birçok canlının ürünlerini, hatta bizzat kendilerini de vücudumuza alıp, onlardan çeşitli şekillerde faydalanıyoruz.

Bakteri yahut mikrop deyince aklımıza genelde hastalık yapan, mini minnacık “düşman”lar gelir. Halbuki genel olarak mikroorganizma dediğimiz bu canlılar, bütün çeşitlilikleri ile dünyadaki yaşamın sürmesini sağlayan en önemli unsurlardandır. İnsan bedeninde insanın kendi hücrelerinin 10 katından fazla bakteri bulunur. Bakteri hücreleri çok küçük olduğundan tabi ki çok fazla yer kaplamazlar. Örneğin bedendeki bakterilerin hepsini bir kaba toplasak yaklaşık 2 litre kadar hacim kaplardı. Fakat adına “ben” dediğimiz bedenimizin önemli bir kısmını da bu canlılar oluşturur.

Bakteriler tarafından “işgal” edilmeye doğumdan itibaren başlarız ve en fazla bakteriyi annelerimizden, deri ve süt yoluyla alırız. Yaşam boyu yediğimiz-içtiğimiz her şeyde yüzlerce farklı tip bakteriyi de bedenimize almak durumundayız. Hâl böyle olunca, tipik bir erişkin insanın bağırsaklarında ortalama 500 farklı tür bakteri yaşar. Sadece tesadüfen orada da değildirler; zira onlar olmadan yaşamımızı sürdürmemiz mümkün olmazdı. Besinlerin bağırsaklarımızdan emilimi, çeşitli salgılar aracılığıyla beslenmemize verdikleri destek ve bağışıklık sistemimizi sürekli zinde tutmaları, saymakla bitmeyecek faydalarından sadece birkaçı…

Son zamanlarda, bu yakın dostlarımız hakkında bilgilerimiz de hızla artıyor. Özellikle beynimiz ve zihnimiz üzerine olan etkilerini anlamanın henüz başlangıcında olduğumuzu söyleyebiliriz. Yapılan çalışmalar, bakteri ve mikroorganizmaların sadece beslenmeyle değil ruh sağlığı ile de doğrudan ilişkili olabileceğine dair kanıtlar sunmaya devam ediyor.

Bağırsaklarımızdaki bakteri topluluğunun beynimizin kimyasına etki ettiğini uzun zamandır biliyorduk. Beynin işlev görmesi için çok önemli olan BDNF (beyin kaynaklı sinir gelişim faktörü), NMDA-R (beyinde uyarıcı bir reseptör tipi) gibi maddelerin miktarları, bağırsak bakterilerinden mahrum kemirgenlerde hızla azalmakta ve bu bakteriler uygun besinlerle tekrar yerine konduğunda eksik maddeler de hızla yeniden üretilmektedir. Bu doğrudan bağlantı, zihinsel işlevlerimizle bakteri dostlarımız arasındaki önemli bağlantılardan biridir.

Oxford Üniversitesi’nde yapılan yakın tarihli bir araştırmada, prebiyotik besinlerle beslenen deneklerin stres ve depresyona yatkınlığının azaldığı gösterildi. Prebiyotik besinlerle beslenen gruptaki deneklerin kontrol grubuna göre olumsuz uyaranlara ilgilerinin azalması ve bedenlerindeki stres hormonlarının miktarında görülen belirgin azalma, kaygı bozukluğu yaşama risklerinin düştüğüne dair ciddi göstergelerdir. Daha önce yapılan bir başka çalışmada da yine kadın deneklere dört hafta probiyotik gıda rejimi uygulanmasının, beyindeki duygusal devrelerde olumlu etkilere yol açtığı gösterilmişti. Dolayısıyla, bakterilerimizin bedenimizdeki faaliyetleri, sadece beslenmemizi değil, zihnimizin çalışmasını da doğrudan etkileyen bir özelliğe sahip.

Prebiyotik besinlerin en iyi bilineni, tamamen bakteri faaliyetleri ile üretilen ve adeta bir bakteri çorbası olan yoğurttur. Dolabınızda masum bir şekilde duran bu harika gıda, aslında sizi gerginlikten ve endişeden kurtaracak önemli bir katkı maddesi olabilir.

Özellikle yukarıdaki çalışmaları yürüten ekiplerden birinin mensubu olan Dr. Tillisch, kendilerine başvuran hastaların büyük bir çoğunluğunun “bağırsaklarında yaşadıkları sorunlardan önce” herhangi bir gerginlik, endişe veya depresyon tecrübesi yaşamadıklarını; fakat ne zaman bağırsaklarda bir sorun başlasa, birçok insanda, bunu zihinsel bazı sorunların takip ettiğini vurguluyor.

Bu açıdan bakınca, bedenimizdeki varlıklarından haberdar bile olmadığımız bakterilerin aslında bu karmaşık zincirin ne kadar önemli bir parçası olabileceği tekrar aklımıza geliyor. Özellikle bilinçsizce kullanılan antibiyotikler ve steril-rafine gıdalarla dolu bir diyetin bize nelere mal olabileceği hususunda da bir kez daha düşünmemiz için bu ve benzeri bulgular ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.

Daha fazlasını merak edenler için:

Humans Carry More Bacterial Cells than Human Ones

Microbiome: Your Body Houses 10x More Bacteria Than Cells

Human Microbiome (Wiki)

Gut microbiata composition impacts brain chemistry

Prebiotic intake reduces the waking cortisol response and alters emotional bias in healthy volunteers.

Consumption of Fermented Milk Product With Probiotic Modulates Brain Activity

The Unexpected Connection Between Gut Bacteria and Depression and Anxiety

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
5 Yorum
  1. tevfik sağnak

    önce sağlık,sonra iyi çalışmalar diliyorum.sayenizde beyin hakkında sade vatandaş olan bizler rafine bilgiler alıyoruz.selamlar iyi günler diliyorum.tüm ekibe selam.

  2. Semih Atakan

    benden de tüm ekibe selam da, serkan karaismailoğlu nun yazılarına artık neden ulaşamıyoruz hocam birde “yüzlere” farklı tip bakteri galiba yüzlerce olacak bir küçük imla hatası yakalayıp en büyük kılllıklardan birini de yapmış bulunayım.

  3. Semih Atakan

    yani bdna ve nmda-r düşerse gergin mi oluyoruz?

  4. MUHAMMET BAŞKÖYLÜ

    özellikle sinan bey sizi çok beğenerek dinliyorum.

Yorum Yap