Başarılı Kalecilerin Beyinlerinde Neler Oluyor?

“Gençlerbirliği’nin kalesini koruyordum ve ilk defa Galatasaray’a karşı oynayacaktım. Maç akşamı yerimde duramıyor odamda geziniyordum. Sürekli maçtaki olası pozisyonlar zihnimde canlanıyordu. Ertesi gün ısınmak için sahaya çıktığımda, atmosferi müthiş bir tribünle karşılaştım. Bu manzara, bana stres yaşatmak ve heyecanlandırmak şöyle dursun, ısınma hareketlerime ve topa odaklanmamı daha da artırmıştı.

Hakemin başlama düdüğüyle birlikte sanki başka bir boyuta geçmiştim. Ne heyecan ne gerginlik ne de hata yapma korkusu söz konusuydu. Sadece oynanan maç ve ben vardım. Galatasaray’ın ilk tehlikeli atağında gole izin vermemiş, önemli bir kurtarış yapmıştım. O andan itibaren kendime olan güvenim daha da artmıştı ve birçok pozisyonda yine gole izin vermedim. Maç boyunca zihnim en doğru kararları veriyor, hep olması gereken pozisyonda oluyordum. Ellerim, ayaklarım, tüm vücudum, yapılması gereken en doğruyu adeta kendiliğinden yapıyordu. Bir kaleci olarak kendi kendime ‘Evet bu akşam her şeyi mükemmel yapabilirim’ diyordum. Çünkü motivasyon ve özgüven anlamında bambaşka bir moda girmiştim. Kendimi, bildiğim potansiyelimden bir adım daha ileriye gitmiş hissediyordum. Sonuçta o maçı kaybettik ama ben kariyerimin en yüksek performansına erişmiştim. Maç bittiğinde tek isteğim vardı, o da aynı özgüven ve motivasyonu bir sonraki maçta da yakalamaktı.”

Kaynak: kocaeligazetesi.com.tr
kaynak: kocaeligazetesi.com.tr

Bir dönem Gençlerbirliği kalesini koruyan Kubilay Aydın maç anında beyninde yaşadığı “akış” deneyimini hissettiği duygularıyla böyle aktarıyor.

Hemen herkesin deneyimleyebildiği akış halini daha belirgin ve sıklıkla yüksek performans gerektiren sporcularda da görebiliyoruz. Futbol oyununun kilit sporcuları olan kaleciler de akış deneyimini yaşadıklarında en yüksek performanslarına erişebiliyorlar. Zira genel olarak onlardan sıklıkla yüksek performans sergilemeleri bekleniyor.

Akış halindeki kaleci beyni

Kaleciler üzerinden ifade edecek olursak akış hali, kalecinin oynadığı maçla bütünleşmesi halidir diyebiliriz. Bu özel zihinsel durumda ilginç bazı algı ve davranış değişiklikleri de yaşanır. Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz:

Gerçeklere odaklanma: Bu durumda kaleci, kendini ve rakibini ne çok zayıf ne de çok güçlü görür. Bunun temel nedeni, sinirbilim araştırmalarında da gösterildiği gibi, beyindeki bazı akış deneyimine özel kimyasal değişiklikler sayesinde egoyu ilgilendiren duyguların ortadan kalkmasıdır.

Zaman algısının çarpılması: Akış deneyimi söz konusu olduğunda sanki oyun normalden daha ağır oynanıyor, top daha yavaş hareket ediyor gibidir. Böyle bir yüksek algı durumunda sporcu her hareketi, her hamleyi yapabilecek yeterli zamanı varmış izlenimi içinde müsabakaya devam eder. Konuyla ilgili çalışmalar yapan bilim insanları, bu zaman algısı değişikliğinin, aşırı yoğunlaşma ve dikkat nedeniyle beynin kayıt çözünürlüğünün artmasına bağlı olduğunu düşünüyorlar.

Ön beynin susturulması: Bilimsel çalışmaların gösterdiğine göre, akış durumunda normal günlük yaşantımızda frontal korteksin (ön beynin) ürettiği güvensizlik, heyecan, kaybetme, tereddüt ve hata yapma korkusu gibi olumsuz duyguların büyük oranda ortadan kalktığı bir durum meydana gelir. Araştırmalar bir sporcunun akış durumuna geçtiğinde frontal korteksin faaliyetinde belirin bir azalma olduğunu gösterdiğinden bu faaliyet azalması (hipofrontalite), akış deneyiminin beyin işlevlerindeki en belirgin bulgularından birisi olarak kabul edilir.

Süreçle bütünleşme: Akış deneyimi sırasında kalecinin oyunun bütününü ve topu takip etme durumu, hareket ve hamlelerin seçimi ve de zamanlaması ayrılmaz bir bütün haline gelir. Maçta pozisyonların gerektirdiği hamleleri yaparken sanki her şey kendiliğinden en mükemmel şekilde oluyor gibidir. Bu duygu durumu, olağanüstü başarılı bir kurtarış, topu en etkin şekilde oyuna sokma gibi olumlu sonuçlar olarak kaleciye döner.

Her hamle yeni bir ödül: Karşılaşma sırasında büyük olsun küçük olsun her başarılı eylem, beyindeki ödül merkezlerini tetikler ve böylece kalecide bir sonraki eylemi gerçekleştirmek için en üst düzeyde, sürekli bir motivasyon sağlanmış olur. Bütün bu yaşananlar ise kalecinin maç boyunca enerji dolu, rahat, huzurlu, coşkulu ve doyumsuz bir keyif içinde olmasını sağlar.

Bunlara ve daha fazlasına genel olarak baktığımızda, akış deneyiminin genel bir sonucu olarak beklentilere en yüksek seviyede karşılık veren bir kaleci performansının ortaya çıkması pek de şaşırtıcı değildir aslında.142339814_crop_north

Dopamin salgılanmasıyla ödül hissi

Psikolog Mihaly Csikszentmihalyi’nin isimlendirip tanımladığı ve Kaleci Kubilay’ın da farkında olmadan Galatasaray maçında yaşadığı bu akış deneyimi, elbette sadece zorlu rakipler karşısında ortaya çıkan bir durum değildir. Yine kaleci Kubilay, farklı bir sezonda şampiyonluğa oynayan denk iki takımdan Kartalspor’un kalesindeyken, Adana Demirspor’a karşı maçın kazanılmasında yüksek performansıyla başrol oynarken de aynı duygu durumunu deneyimlediğini anlatıyor. Üstelik sakatlıktan yeni çıkmış ve uzun zamandır maç oynamıyor olmasına rağmen…

Kaleciler çoğunlukla maçın ilk pozisyonunda iyi bir kurtarış yapmanın yüksek performans için önemine çok inanırlar. Başarılı bir hamle, örneğin mutlak bir golü kurtarmak, beyinde dopamin salgılanmasına neden olarak ödül hissi oluşturduğundan dikkat ve odaklanmaya olumlu katkı sağlayan bir vesiledir ve akış durumuna geçmede kolaylık sağladığı için bu değerlendirmenin de doğruluk payı vardır.

Kaleci Kubilay, Sarıyer kalesinde Kasımpaşa’ya karşı oynarken önde götürdükleri maçta yüksekten gelen bir topu tutmak isterken elinden düşürür ve gol olunca rakip takım beraberliği yakalar. Fakat Kubilay, hatadan hiç etkilenmediğini, hiçbir olumsuz duygu yaşamadığını ve maça sanki hiçbir şey olmamış gibi devam ettiğini anlatıyor. Sonrasında yaptığı birkaç kritik kurtarış, takım arkadaşlarını da ateşliyor ve o maçı takım olarak galibiyetle tamamlıyorlar. Birçok kalecinin yaşadığı benzer durumlara bir örnek olan Kubilay Aydın, kariyeri boyunca birçok maçında oluşum şartlarının farkında olmadan akış deneyimi yaşayarak birçok başarıya imza atmış görünüyor. Fakat ne kadar bu deneyimden faydalansa da akış deneyimini yaşadığı anlar aslında oldukça sınırlı sayıda gibi görünüyor.

Spor literatürümüzde “optimal performans duygu durumu” olarak geçen akış deneyiminin oluşum şartlarını bilen eğitmenlerle çalışmış bir Kubilay Aydın, belki de bugün çok daha başka bir kariyerle kaleciliğe nokta koymuş olmanın hazzını doyasıya yaşayacaktı…

*Öne çıkarılmış görsel kaynak: Alex Livesey/Getty Images

İlgili yazı:

Futbolun Kaos Teorisi

Yorum Yap