Neden Bazı İnsanlar “Sesler” Duyar?

Gerçeklik algımız çoğu zaman bizi yanıltabiliyor. Optik illüzyonların üzerimizdeki etkisi, kendi zihnimize güvenmeyeceğimizin en büyük kanıtı değil mi?

Evet, hepimiz optik illüzyonların kurbanı oluyoruz zaman zaman. Peki, işitsel yanılsamalar da optik yanılsamalar kadar yaygın mı dersiniz? Neden bazıları zihinlerinin içinde sesler duyuyor?

Yale Üniversitesi öğretim üyesi psikiyatr A. R. Powers ve meslektaşları bu sorulara cevap bulmak üzere bir araştırma başlattı. Yeni yayımlanan araştırmada bazı insanların geçmiş deneyimlerinden yola çıkarak oluşturdukları beklenti ve çağrışımlardan zihinsel olarak fazla etkilendiği ve bu insanların işitsel halüsinasyonlara daha yatkın olduğu görüldü. Yani geçmişe dayalı inançlarını değiştiremeyen kişiler daha büyük bir halüsinasyon yaşama olasılığına sahip.

Araştırmacılar işitsel halüsinasyonları tetikleyebilmek için Pavlov’un şartlandırma yöntemini kullandı. Bu yöntemin temeli kabaca bir uyaranın başka bir uyaranla özdeşleştirilerek deneğe sunulmasına dayanıyor. Kısaca örneklendirmek gerekirse bu yöntemde Pavlov köpeklere yemek vermeden önce her seferinde elindeki zili çalıyor ve bir süre sonra köpekler, Pavlov eline zili aldığı anda gelecek yemeği beklemeye başlıyor. A. R. Powers da araştırmasında buna benzer bir yöntem kullanıyor. Bir ses ve görüntüyü eşleştirerek katılımcılara sunuyor. Katılımcılar bu uyaranları zihinlerinde özdeşleştirdikten sonra katılımcılara bazen sadece görüntü bazen de sadece ses verilmeye başlanıyor. Katılımcılardan bir çoğu sadece görüntü gösterildiğinde ses uyaranını da duyduğunu bildirdi. Katılımcıların çoğu bu yanılsamaya düşerken bir kısmı diğerlerine göre çok daha sık ve şiddetli işitsel halüsinasyonlar bildirdi.

beyinses

Sık Halüsinasyon Görenlerin Beyincikleri Diğerlerine Göre Daha Az Aktiviteye Sahip

Deneyden önce katılımcılar 4 farklı gruba ayrılmıştı. Gruplardan ikisi şizofreni hastalarından ve psişik olduğunu iddia edenlerden oluşuyordu. Bu gruplar deneyden bağımsız olarak günlük yaşamlarında da fiziksel olarak var olmayan sesler duyuyordu. İkinci grup ise şizofreni veya psişiklik tanısı konulmamış sağlıklı insanlardan oluşuyordu. Bu grupta yer alan katılımcılardan hiçbiri daha önce kafalarının içinde herhangi bir ses duyduklarını bildirmemişti. Bütün katılımcılar ses duyup duymadıklarını belirtmek için verilen “evet” ya da “hayır” butonlarına basmakla görevlendirildi. Butona basılı tuttukları süre, ses duyup duymadıklarından ne kadar emin olduklarını belirliyordu.

Sonucun şaşırtmayan kısmı şöyle: Daha önce günlük hayatlarında işitsel halüsinasyonlar yaşamış olan katılımcılar çok daha sık ve emin bir şekilde olmayan bir sesi duyduklarını bildirdi. Aynı zamanda bu katılımcılar diğer katılımcılara göre beş kat daha sık görsel halüsinasyon bildirisinde bulundu. Bu katılımcılar kararlarında diğer katılımcılara göre %28 daha emindi.

Araştırmanın sonucunda ilginç olan kısım ise şu oldu: Psikotik rahatsızlıklar geçirmiş katılımcılar, deneyin sonunda ses uyaranının oldukça seyrek olarak verildiğini çok daha zor fark edebildiler. Bu da psikotik rahatsızlık geçmişi olan katılımcıların ses ve görüntüyü özdeşleştiren şartlı refleksi aşmakta diğerlerine göre çok daha fazla zorlandıklarını kanıtladı.

Katılımcıların beyin sinyallerinin bilgisayarda modellenmesiyle oluşturulan haritada sonuçlar çok daha açık görülebiliyordu. Şiddetli ve sık halüsinasyon bildiren katılımcıların beyinciklerinde diğerlerine göre daha az aktiviteye rastlandı. Beyinciğin geleceğe dair planlama ve koordinasyon ile görevli olduğu göz önüne alındığında psikotik rahatsızlık geçiren kişilerin inançlarını ve kararlarını durumlara göre güncellemekte zorlanması bilimsel olarak da açıklanmış oluyor.

Kaynak

Yorum Yap