Beyin Gelişimi ve Sosyal Beceriler Arasındaki İlişkiler

Yeni bir çalışma, sosyal etkileşimlerin arkasındaki bağlantıları daha iyi anlamak için beyin görüntüleme teknolojisini kullanmayı amaçlıyor.

Çoğu kişi, bir çiftin flört ettiğini veya kavga ettiğini uzaktan bile anlıyor ancak beyin araştırmacıları, otizmi olanlar da dahil olmak üzere, bazılarının neden bu sosyal ipuçlarını daha zor fark ettiklerini araştırıyor.

Beden dili, ses tonu ve yüz ifadesi gibi ince sinyallerden oluşan bir karışımı algılarken, diğer insanlar arasındaki samimiyet seviyesi ve güç dengesi hakkında hızlı kararlar veriyoruz.

Bangor Üniversitesi’nde bir psikolog olan Dr. Kami Koldewyn; “Sosyal etkileşimler insanların karar vermelerinde büyük rol oynar. Başkalarının yüzleri, bedenleri ve eylemlerinden, ipuçlarını çok çabuk kapıyoruz” diyor.

Fakat bu inanılmaz sezgiden sorumlu olan beyin ağı hala büyük ölçüde gizemli. Tam olarak ne zaman geliştiği bilinmeyen bu ağın, nerede aldatıcı olduğu da halen bilinmiyor. Bütün bu becerilerin öğrenilip öğrenilmediği veya doğuştan gelen bir yetenek olup olmadığı da şüpheli.

Bu beyin gelişim alanını anlamak, nihayetinde, otizm hastaları gibi sosyal ipuçlarını algılamakta zorluk çeken kişilere yardım etmek için yeni yollar açabilir.

Dr Koldewyn, AB tarafından finanse edilen Becoming Social adlı projesinde bu soruların bazılarına cevap vermeye çalışıyor. Koldewyn, fonksiyonel MRG beyin taramalarını kullanarak, gönüllülerin diğer insanlarla etkileşime girdiğini gözlemlediğinde hangi ağların aktif olduğunu belirlemeyi umuyor.
9-14 yaş arasındaki 100 çocuktan oluşan bir grubun, birbirleriyle selamlaşıp konuştukları bir video çekilecek. Ardından bu videonun görüntüleri çeşitli yetişkin insanlara gösterilecek. Araştırmacılar, videoyu izleyenlere iki kişi arasındaki ilişki hakkında sorular soracaklar. Testlerin bazılarında yalnızca insanların yüzlerine veya vücut hareketlerine odaklanan video görüntüleri yer alırken, diğerleri etkileşim halinde olan kişileri gösterecek.

Dr. Koldewyn; “Beynin belirli kısımları yüz ifadelerine karşı çok hassastır, diğerleri vücut diline daha duyarlıdır. Ancak etkileşimlerin tamamının yüzde, bedende ya da belirli bireysel eylemlerde olmadığını düşünüyoruz. Bazı beyin bölgelerinin, sosyal etkileşimlere karşı özellikle hassas olduğunu tahmin ediyoruz” diyor.

sosyaliliski1

Olgunlaşma Gösteren Ağlar

Beynin sosyal etkileşimlere duyarlı bölgelerini belirledikten sonra, araştırmacılar bu ağların zaman içinde nasıl geliştiğini izlemeye başlayacaklar. Test edilen çocuklar, olgunlaştıkça etraflarındaki dünyaya olan artan duyarlılığının, beynin içine yansıyıp yansımadığını anlamak için, iki yıl sonra tekrar test edilecekler.

Dr. Koldewyn; “Çocukluktan ergenliğe doğru ilerlediğimizde, diğerlerinin bizim için ne düşündüğü hakkında daha çok endişe duyuyoruz. Çocuklar sosyal ipuçlarını topluyorlar ancak ergenlik döneminde sosyal dünyaya katılmaya ve düşünmeye yönelik güçlü bir yeniden yönlendirme var. Bu nedenle bu geçişin, beyin bölgelerinde sosyal etkileşimlere duyarlı bazı önemli değişikliklere sebep olmasını bekliyoruz” dedi.

Beyin gelişimi ve sosyal yetenek arasındaki bağlantıyı anlamak, gerçek dünyadaki sosyal becerilerin tahmin edilmesine kapı açabilir. Bu uygulama sayesinde, çocukların sosyal okur yazarlığını geliştirmek ve iyileştirmek mümkün olabilir.

Araştırmacılar ayrıca, otistik spektrum bozukluklarına sahip yaklaşık 30 kişiyi istihdam etmeyi ve test sonuçlarını tipik popülasyondan olanlarla karşılaştırmayı düşünüyorlar.

Sanal Diyaloglar

Bire bir sosyal etkileşimler sırasında beyinlerin sözsüz ipuçlarını işleme biçimini araştırmak, araştırmacılar bir konuşmanın bir tarafını kontrol etmeye ihtiyaç duydukları için, bireylerin tek biçimli bir şekilde test edilmesi zor olabilir.

Neyse ki teknoloji bu engelin üstesinden gelmeye yardımcı oluyor. İngiltere’deki University College London (UCL), sosyal sinirbilimi grubunu yöneten Dr. Antonia Hamilton, AB’nin Avrupa Araştırma Konseyi tarafından finanse edilen INTERACT projesi yoluyla gerçekçi sosyal etkileşimler yaratmak için sanal gerçeklik (VR) sistemleri kullanıyor ve INTERHYTHM projesi, Dr. Alexandra Georgescu tarafından UCL’de yönetiliyor.

Georgescu; “Sanal karakterlerimizi kontrol etmemizi sağlayan kendi kodumuzla birlikte, bir VR sistemi kullanarak sanal insanlar ortaya çıkardık. Bu deney, sosyal diyaloglarda oldukça gerçekçi bir deneyim sunarken, ifade ve taklit gibi şeyleri incelememizi kolaylaştırıyor” diyor.

Araştırmacılar, yeni bir beyin tarama tekniği olan fonksiyonel yakın kızıl ötesi spektroskopiyi (fNIRS) kullanarak, sosyal etkileşimler sırasında güven inşa etme gibi konuları da araştırıyorlar.

Dr. Hamilton, VR ve beyin taramalarını birleştirerek, daha önce kontrol edilmesi zor olan teorilerin kontrollü deneylere tabi tutulmasını sağlayan, sosyal sinirbilime yeni bir bilimsel titizlik getiriyor. Yani, yeni veriler toplandıkça varsayımlar çürüyebilir.

Örneğin, otizmi olan kişilere genellikle başkalarının davranışlarını taklit etmemesi söylenir. Dr Hamilton ise, gözlemlediği otistik spektrumdaki kişilerin diğerlerini kopyaladıklarını keşfetti.

Dr. Hamilton ayrıca, başkalarını taklit etme alışkanlığının muhtemelen yerleşik bir beceri yerine, öğrendiğimiz bir şey olduğuna inanmakta.

Taklit satış görevlilerine araba satışı konusunda yardımcı olabilir veya olmayabilir, ancak kopyalama işlemi öğrenmenin değerli bir parçasıdır. Otizm ya da yansıtma konusunda daha az ustalık sahibi olan diğer insanlar için, bu alandaki sorunları tanımlamak, öğretmenlerin ve ailelerin çocukları eğitsel bir ortamda desteklemelerine yardımcı olabilir.

Dr. Hamilton; “Daha iyi VR sistemleri geliştirerek ve bir konuşmada neler olduğunu anlayarak, örneğin, size bir tren bileti satabilecek daha iyi sosyal karakterler inşa edebileceğiz. Telefonlarımızda Siri var, ancak yüzü yok. Biz bunu hızlıca geliştirme hedefindeyiz” dedi.

Kaynak

Yorum Yap