Beynin Evrimi Üzerine Düşüncelerin Tarihi II: Scala Naturae ve Filogenetik Ağaç

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Canlılığı veya geniş pencerede varlığı basitten karmaşığa doğru ve skala içerisinde ifade etme çalışmaları, çağdaş evrimsel bilimlerin gelişiminden oldukça eskiye dayanmaktadır. Antik Yunan’da Aristoteles, canlılığı ve varlığı bu şekilde bir tasnife yönelmiştir. Aristo’nun ardından gelen birtakım dini düşünürler ve filozoflarca Orta Çağda Aristo’nun çalışmaları yeniden yorumlanmış ve scala naturae adı verilen bir statik konsept bina edilmiştir.

Raphael'in Aristo resmi
Raphael’in Aristo resmi

Scala natüre, kabaca hayvan olmayan varlıklardan hayvanlar, insanlar, insanüstü varlıklar ve nihayetinde bir tanrı nosyonuna varan geniş bir sınıflamayı içine alır. Bu tip bir felsefi yaklaşımdan daha bilimsel, somut, gözlemsel ve olgusal bir sınıflamaya geçiş ise modern bilimlerin gelişimine paralel olarak ilkin evrimci filozof ve doğa bilimlerinin çalışmalarıyla olanak kazanmıştır. Günümüzde bu tip tarzı ifade eden filogenetik skala kavramı akademide yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Örneğin National Institutes of Health (NIH), hazırlamış olduğu kılavuzlarda tıp profesyonelleri ve araştırmacılara, deneylerinde mümkünse “düşük filogenetik skala canlılarla” çalışmalarını tavsiye etmektedir. Ancak, burada vurgulamamız gereken önemli bir nokta vardır. Modern evrimsel biyologlara göre filogeni kavramı her ne kadar doğru ve güncel verilerle uyumlu olsa da “skala” terimi, evrimsel dallanmayı açıklamada yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle canlılığı sınıflamada önerilen “filogenetik skala” kullanımı, canlılığın doğru bir sınıflamasını içermemektedir.

Canlılar, skala şeklinde ifade edilebilen merdivensi bir vaziyetle değil, ağaç şeklinde bir dallanmayla türemektedir. Skala yaklaşımıyla açıklamakta zorlandığımız bir diğer önemli problem ise skalanın belirleneceği canlı organizmanın yapı ya da özelliğinin hangisi olacağıdır. Canlıların farklı anatomik yapıları, skalada komplekslik açısından aynı sırayı göstermeyebilir. Örneğin, yunusları salt beyin büyüklüğüne göre düzenlenen bir sınıflamada oldukça ileri bir seviyeye koymak gerekebilirken neokortikal bir sınıflamada yunuslar oldukça geride kalacaktır. Ayrıca moleküler düzeyden gelecek kanıtlar, canlılığın salt morfolojik bir basitlik/kompleksliğe göre sınıflamanın yanlış olabileceğini gösterecektir.

Böyle bir düşünüşü, insanların genellikle “yüksek filogenetik seviye fonksiyonlar” olarak kabul ettikleri sıcak-kanlılık ve sosyal gelişim gibi kriterlerin de moleküler düzeyden bulgularla desteklenmediği sürece filogeni açısından net bir konum çizemeyeceğini göstermek için de kullanabilmekteyiz. Burada tek zincirli ya da merdivensi bir ilerleyiş yerine çok zincirli ya da ağaçsı ilerleyiş fikri ön plana çıkmakta, dolasıyla canlıların ait olduğu bazı aile ağaçlarından bahsedilmektedir. Her bir ağaç ise daha eski bir dönemde diğer ağaçlarla ortak bir ataya sahip olup geriye doğru orijin almaktadır. Verilen ağacın farklı yönlere uzanan dallarının ise evrimsel açıdan yeni ya da eski olma ile zorunlu bağlantı kurmayacak şekilde bir veya birkaç fonksiyon/yapı açısından basitlik ya da komplekslik gösterebileceği belirlenmiştir. Ağacın herhangi bir dalında belirli yapılar bakımından komplekslik ya da basitlik görünür olabilir. Evrimsel açıdan genç dallarda, eski dallarda kompleks ve gelişmiş olan bir yapı fonksiyonlarını azaltmış, hatta vestigial özellik kazanmış olabilir. Evrimsel açıdan yeni olan bir dal, her koşulda ve her yapı bakımından daha gelişmiş bir özellik kazanacak şekilde bir kural yoktur. Bunun en güzel örnekleri ilkin omurgalılardan neokortikal evrimin görüldüğü genç omurgalılara doğru beynin evrimsel seyrini incelediğimizde görüyoruz. İnsan beyni, filogenetik ağacın en genç dalını temsil etmesine rağmen omurgalılara nazaran her yapısı komplike ve gelişmiş değildir, dahası vestigialite barındırır (Nervus terminus örneği).

scala naturae
scala naturae

Canlılığı ve varlığı sınıflamada düşünürlerin dallanma ve çok yönlü ilerleme kavramları yerine oldukça uzun bir süre boyunca tek yönlü merdivensi bir skalayı kullanmaları, esasında yaygın bir kognitif bias olarak kabul edilebilir. Birkaç yüzyıl önceki sinirbilimcilerin de sinir yapılarını sınıflarken aynı şekilde bir skala natüre biasını sergilediklerine şahit olmakta, modern evrimsel yorumlamalardan uzak kaldıklarını görmekteyiz. Skala yaklaşımı, bu metnin yazarının ortaya koyduğu kanaatlerce de evrimsel düşüncenin kolay ve doğru bir biçimde kabul edilip yaygınlaşmasının önündeki felsefi engellerden biri olagelmiştir. Evrim düşüncesinin reddi, bugün dahi büyük oranda bilimsel bilgisizlik, mantıksal yetersizlik ve kognitif biaslara dayanmakta ve basit ama etkili bir örnek olarak “ara form” iddiasıyla gelen evrim eleştirilerinde de bu yetersizlikler çarpıcı bir biçimde ön plana çıkmaktadır.

Scala naturae nörobilimcilerin bir kısmının üzerindeki etkisini devam ettirse de bu anlayışı kırmak üzere özellikle evrimsel nörobilimcilerin önemli çalışmaları olmuştur. Örneğin, 28 karşılaştırmalı nörobilim biyoloğundan oluşan bir konsorsiyum, kuş beyninin yapılarını adlandırmak üzere archistriatum, paleostriatum ve neostriatum terimlerini kullanmıştır. Archi-, paleo- ve neo- ekleri, evrimsel süreçte var olan beyin yapıları üzerine eklenen yeni yapıları belirtmek üzere şu anda tüm sinirbilim kitaplarında rastlanabilecek şekilde kullanılmaktadır ve scala naturae yaklaşımından uzaktır. Belli bir grup canlının beyninin farklı yönlerde evrimine paralel olarak spesifik adlandırmaları da ilgili sinirbilim kitaplarında görülebilir. Neticede karşılaştırmalı biyoloji özellikle sinirbilimde oldukça değerli bir yaklaşım olarak tüm beyinlerin ortak ve benzer özellikleri paylaşması, insan harici canlıların beyninin üzerinde çalışılması ile insana dair çıkarımlar yapılabilmesi ve evrimsel prensiplerin anlaşılabilmesi noktalarında bilime katkılar sunmaktadır.

*Referans: Bu yazı, Evrimsel Tıp Topluluğu web sitesi adına Necdet Ersöz tarafından kaleme alınmıştır. 

**Yazının ilk bölümü: https://nbeyin.com.tr/beynin-evrimi-uzerine-dusuncelerin-tarihi-i-giris/

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Yorum Yap