Bir Tutku: Astrofotografi

Çocukluğumun saflığıyla hep astronot olmak isterdim. Disney’in “İlk Ansiklopedim” serisinin bir tanesinde Satürn’ün fotoğrafı vardı, o fotoğrafa bakar bakar hayal kurardım. Güneş sisteminin bence en güzel üyesi olan halkalı gezegen Satürn, üzerinde koca lekesiyle gaz devi Jüpiter ve kızıl kumlarıyla Mars derken saatlerce o fotoğraflara bakar, yazıları tekrar tekrar okur, Jules Verne’ün Aya Yolculuk kitabını hatim üzerine hatmederdim.

Dünyanın gerçekleri beni astronot olmaktan men etse de astronom olmama bir engel değildi. Tek yapmam gereken çalışmak, bir teleskop almak ve sonra gökyüzünü seyre dalmaktı. Üniversitede çalışarak yeteri kadar para biriktirdiğimde kendime oldukça iyi sayılabilecek bir aynalı teleskop aldım.

İşin güzel yanı, bir DSLR (dijital tek lens refleks) fotoğraf makinesiyle teleskop ekipmanımı kullanarak ilk fotoğraflarımı çekmiştim. Daha makinenin obtüratörünün kapanma sesiyle heyecanla çıkan sonuca baktığım o ilk fotoğrafı asla unutamam.

Karadeniz’in Kastamonu ilinde, Cide’nin Kalafat köyünde, ultra-geniş-açı diye tabir edebileceğimiz 10mm odak mesafeli lensimin yakaladığı görüntüyü size sunmak istiyorum.

10mm ultra-geniş-alan astrofotografi

Derken 2008 yazında bir amatör astronom tanıdığımın davetiyle TÜBİTAK Gökyüzü Gözlem Şenliği’ne katıldım. Orada hayatımda ilk defa galaktik merkezini ve o kadar yıldızı bir arada görmüştüm.

Burak Mehmet Gürbüz - Antalya Bakırlıtepe - Samanyolu Avcı Kolu geniş alan
Samanyolu Galaksisi, içinde bulunduğumuz avcı kolu, altta Jüpiter’in parlak ışığı ve üstte ince parıltısıyla bir Iridium uydusunun yansıması

Bu büyüleyici görüntüler tabii ki doğrudan göze bu şekilde görünmüyordu. Uzun, hem de çok uzun süreli pozlamaları, tek ya da çok parça halinde bir görüntüleyiciyle (bu bir fotoğraf makinesi ya da CMOS/CCD kamera olmalıdır) çekmek ve sonrasında işlemek gerekir. Ancak bunlardan sonra bu ve benzeri görüntülere erişilebilir.

Fotoğraf ardına fotoğraf, saat ardına saat ve yorucu geceler sonucunda içinde bulunduğumuz müthiş yapının fotoğraflarını görmek eşsiz bir zevkti. Tabii iş sadece gezegenler ve bu gibi çok geniş alanlarla sınırlı değildi. Bizim çıplak gözlerimizle göremediğimiz o kadar obje gizliydi ki bu görüntülerde, daha yakından bakınca insanı hayrete ve neşeye boğan şeyler adeta bolluktaydı!

Samanyolu galaktik merkezine yakın seyreden M8 Lagün (Lagoon) ve M20 Üçboğum (Trifid) nebulaları
Samanyolu galaktik merkezine yakın seyreden M8 Lagün (Lagoon) ve M20 Üçboğum (Trifid) nebulaları

Fotoğrafın altında göreceğiniz iki parlak nokta birer bulutsu. Bunlar normalde göze çok çok sönük görünen fakat uzun pozlamalarda rengarenk detaylarını ortaya çıkaran eşsiz yapılar. Kimisi bir zamanlar bir yıldızken patlamış ve etrafa saçılmış kalıntılar, kimileri ise hâlâ aktif bir şekilde yeni yıldızlara fabrika misali hayat veren toz bulutları.

Tabii bu fotoğrafları çekmek göründüğü kadar kolay değildi. Birçok deneme, yanılma ve acılı bir öğrenme süreci vardı. Vakit ve piller sınırlıydı, öğrenilecek çok şey vardı. Fakat sabır, aşk ve inat bir astronomun en büyük özellikleriydi, astrofotografi bana bunu öğretmişti.

Peki, nasıl çekiliyor bu fotoğraflar?

Bunun kısa bir açıklaması yok, zira çok sayıda fotoğraflanabilecek farklı obje türü ve her birisi için de birçok farklı teknik var. Ama genel olarak eğer yıldız izi fotoğraflaması yapılmıyorsa tüm çekimlerde gerekli belli başlı gereksinimler aynıdır:

  1. Bir görüntüleme cihazı: Bir DSLR fotoğraf makinesi, CMOS/CCD kamera ya da basit bir webcam
  2. Bir optik aracı: Bir DSLR lensi ya da bir teleskop
  3. Takip sistemi: Bir teleskop kundağı ya da astrofotografi için yapılmış takip kundakları

İlk ikisinin ne olduğunu, neye benzediğini genel olarak biliyoruz. Fakat üçüncü madde işin belki de en hayati kısmı. Bunun nedeni ise dünyanın kendi etrafında dönmesi. Bu durumla başa çıkmak için iki önemli husus vardır: bunlardan ilki uzun pozlama, ikincisi de yıldız takibidir.

Dünya kendi çevresinde 24 saat süren bir döngüyle dönmektedir. Bu da izafi olarak yıldızların kutuplar ekseninde dönmesi anlamına gelir. Başka bir deyişle, 1 saat önce bir koordinatta bulunan yıldız 1 saat sonra daha farklı bir yerde olmak zorundadır. Yazının başında size “uzun pozlamalı fotoğraf” diye bir şeyden bahsetmiştim. Bunu da size kısaca açıklamak isterim.

Bazen hani gece fotoğraf çekmek isteriz, çok güzel manzaralarla karşılaşırız ve deklanşöre basarız. Sonra bakarız ki fotoğraf kapkaranlık ya da bir sürü çirkin piksellerle bozulmuş bir kalite var karşımızda. Sonra da flaşı devreye alır ve öyle çekeriz fakat aslında gördüğümüz manzarayla alakasız, bembeyaz bir ışığın mahvettiği fotoğraflar alırız. Bunun nedeni aşağıda:

Uzun pozlamalı fotoğrafçılık

Bu görmüş olduğunuz fotoğraf oldukça karanlık bir saatte, flaş olmaksızın ve fotoğraf makinesinin sabit bir şekilde durarak uzun bir süre ışık fotonlarını toplamasıyla çekilmiştir. Peki, neden bu şekilde çekilir? İster fotoğraf filmi, ister bir fotoğraf sensörü olsun fotoğraf algılayan plakaların üzerine biriken fotonlar belli bir süre o plaka üzerinde birikerek oluştururlar fotoğrafları. Yani ne kadar karanlık bir ortamdaysanız o kadar uzun süre ışık toplamanız gerekir plaka üzerine. İşte buna uzun pozlama denir ve gökyüzü fotoğrafçılığı için hayati bir önemi vardır. Çünkü gökyüzü objeleri mesafelerinden ve atmosferden dolayı sönük varlıklardır, yeterince detay için uzun süre pozlanmaları gerekir.

İkinci husus olan takip sistemine gelirsek, daha önce belirttiğim gibi, yıldızlar izafi olarak kutup ekseni etrafında döndükleri için onların hareketini taklit edecek bir sistem gerekir. Onların hızında ve aynı yönde dönecek bu sistemlerin adı “takip sistemi”dir. Genellikle bu alanda alman ekvatoryal kundaklar kullanılır çünkü yapı olarak en uygun ve kullanımı kolay olanlar bunlardır. Hatta son zamanlarda benim de sahibi olduğum çok hafif ve nispeten uygun fiyatlı elektronik düzeneğe sahip sistemler yaygınlaşmaktadır. (Eskiden sadece manuel olarak gelen sistemlere sonradan elektrikli motor düzenekleri eklenirdi)

Dahili elektronik takip düzeneğine sahip portatif bir alman ekvatoryal kundak
Dahili elektronik takip düzeneğine sahip portatif bir alman ekvatoryal kundak

Bu düzenekleri birbiriyle eş zamanlı ve doğru kullanmayı öğrendikten sonra, geriye fotoğrafları çekmek ve onları işlemeyi öğrenmek kalıyor.

Tüm imkânı olanlara önerdiğim harika ve zihni dinlendirici bir uğraş astrofotografi!

Yorum Yap