Bizi Bakteriler mi Yönetiyor?

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Verdiğimiz kararları, stres, kaygı bozukluğu, depresyon ve iştah gibi durumları yönetenin beyin olduğunu biliyoruz. Ancak bunları belirleyen gizlenmiş bir yöneticimiz daha var: Bağırsaklarda bulunan bakteriler.

Vücudumuz bir bakteri cennetidir. Bedenimizdeki hücrelerin 10 katı kadar bakteri hücresine ev sahipliği yapıyoruz. Bu bakterileri incelemek için başlatılan “İnsan Mikrobiyom Projesi” şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkardı. Her insan vücudunda 8 milyon bakteriyel gen taşıyan 10.000’den fazla bakteri çeşidine ev sahipliği yapar. Buna karşın bizimse yaklaşık 22.000 genimiz vardır. Bu verilere bakınca ev sahibinin biz değil, bakteriler olduğu söylenebilir.

Beyin-Bağırsak Etkileşimi

Her insanın bağırsak bakterilerinin kişi için özelleşmiş olduğunu söyleyebiliriz. Eğer Japonya’da yaşıyorsanız, suşiyi sindirebilmeniz için Türkiye’de yaşayan dostlarınızdan farklı bakterilere ev sahipliği yaparsınız. Bağırsaklarınızda denizde yaşayan bakterilerden bulunur ve bu bakterilerin genini, deniz ürünlerini parçalamak için ödünç almış olursunuz.

İnsan Mikrobiyom Projesi’nin ilginç bulgularından biri de bu bakterilerin çevrelerine hayrette bırakacak bir hızla cevap verecek şekilde metabolik olarak aktif olmaları. Bu aktivite sonucu ortaya çıkan kimyasal ürünlerle beynin yapısı etkilenebilmektedir. Bu nedenle otizm ve depresyon vakalarının bir kısmının aslında bağırsak bakterilerindeki düzensizliklerden kaynaklandığı düşünülüyor.

Bağırsak beyni etkileyebildiği gibi, beyin de bağırsağı etkiler. Çocukluk çağında yaşanan travmalar beynin yapısını etkilerken bağırsağın bakteri düzenini de değiştirir. Bu durumu açıklamak için bilim insanlarının yaptığı yorumsa çocukluk travması sonucu beyinden alınan sinyallerin bağırsak bakterilerini değiştirdiği, bu değişikliğinse beyni etkileyerek çeşitli hastalıklara sebep olduğudur.

Bağırsak Bakterileri Obezite ve Diyabetle Yakından İlişkili

Geniş bir skalada görevleri bulunan bakterilerin sindirim için de çok önemli olduğunu biliyoruz. Ancak bunun da ötesinde; yeni bulgular bağırsak bakterilerinin yağ depolanması, kan glikoz düzeyinin dengelenmesi ve bizi aç veya tok hissettiren hormonlara vücudun vereceği cevap üzerinde de etkili olduğunu gösteriyor. Bakterileri çeşitlerinin yanlış karışımı obezite ve diyabete yol açabilmektedir. Üstelik doğum anından itibaren bu bakteri karışımı etkilenmektedir.

Sezeryanla Doğum Obezite Riskini Artırıyor

Doğum sırasında, rahimden çıkarken anneye ait bakterilere maruz kalırız. Bu aşama, bizim bağırsak kimliğimizin oluşmasındaki ilk ve belki de en önemli aşamadır. Anneden alınan yararlı bakteriler bizim üç yaşında stabilleşecek mikrobiyomumuzun kilit taşını oluşturur. Anne rahminden çıkışla başlayan ve çevreden aldığımız bakterilerle devam eden şekillenmeyle sağlıklı bir mikrobiyom oluşur. Ancak eğer doğum kanalından geçmeden sezeryanla bir doğum gerçekleşirse bu durumda bu bakterilere maruz kalmayacağımız için mikrobiyomun oluşumundaki ilk aşama atlanmış olur. Bu ise obezite ve diyabet gibi pek çok sağlık sorununa kapı açmaktadır. Şişman bireylerle zayıf bireylerin bağırsaklarından alınan örnekler karşılaştırıldığında şişman bireylerde daha az bakteri çeşitliliği görülmektedir.

Normal doğum sırasında bebekler anneden bazı faydalı bakterileri alırlar
Normal doğum sırasında bebekler anneden bazı faydalı bakterileri alırlar.

Anne Sütü

Bebeğin doğum kanalından çıkarken yuttuğu bazı bakteriler anne sütünü sindirmesine de yardımcı olmaktadır. Dolayısıyla sezeryanla doğan bebekler, anne sütündeki besinlerden yeterince faydalanamamaktadır.

Yapılan çalışmalar, anne sütü yerine mamayla beslenen bebeklerin bağırsaklarında, normalde katı gıdaya geçmeden önce bağırsaklarında görülmeyecek bakterilerin var olduğunu gösterdi. Bu bakterilerin bebeğin bağışıklık sistemi olgunlaşmadan önce var olması; obezitenin yanı sıra alerji, astım, egzama ve çölyak hastalığına duyarlılığı artırmaktadır.

Antibiyotik Kullanımı Obeziteyi Artırabilir

Antibiyotikler de bağırsak bakterilerini öldürüp çeşitliliği azaltabilmektedir. Bu nedenle özellikle erken yaşta kullanılan antibiyotikler bağırsak mikrobiyotasına zarar verip ileride obezite ve diyabete yol açabilecek bakteri kompozisyonunu oluşturabilmektedir. Fareler üzerinde yapılan çalışmalarda genç farelere düşük dozda antibiyotik verildiğinde, antibiyotik verilen farelerin vücudunda antibiyotik verilmeyen farelere göre %15 daha fazla yağlanma olduğunu gösterdi.

Genç yaşta antibiyotik kullanımı obezite ve diyabet riskini arttırabilmektedir.
Genç yaşta antibiyotik kullanımı obezite ve diyabet riskini artırabilmektedir.

Bu veriler, vücudumuzda bulunan bakterilerin bizim yaşamsal kalitemiz için çok önemli olabileceğini göstermektedir. Bağırsak bakterileriyle ilgili yapılan çalışmalar sonucu beslenme ve psikolojik durumların mikrobiyota üzerinde etkisi olduğunu ve bu etkilerin pek çok hastalığa yol açabileceğini biliyoruz. Bu nedenle özellikle erken yaştaki çocukların bağırsak mikrobiyotasını korumak ve düzenlemek için beslenmelerine ve bulundukları ortamın çocuğa psikolojik hasar vermemesine dikkat etmeliyiz.

 

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Kaynak

Yorum Yap