Denklem Hâlâ Geçerli: Sağlam Vücut = Sağlam Kafa!

Fiziksel egzersiz yapmanın ve hareketli olmanın beyin işlevlerimize olan olumlu etkilerini uzun zamandır biliyoruz. Mesela Alzheimer hastalığı riski olanlarda beyin işlevlerini artırdığıçocuklarda zihin gücünü olumlu etkilediği ve hafızaya olmulu etkileri olduğu artık iyi bildiğimiz gerçekler. Buna rağmen egzersizin beyin faaliyetlerine nasıl yansıdığını doğrudan göstermek kolay bir iş değil.

Neuroimage dergisinde yayımlanan 2016 tarihli bir çalışmada, Japonya’nın Tsukuba Üniversitesi’nden araştırmacılar, fiziksel sağlığı yerinde ve “fit” olan yaşlı Japon erkeklerinin sadece gençlerden daha iyi zihinsel performans göstermekle kalmayıp, beyinlerini aynen genç insanların kullandıkları gibi kullanmaya devam ettiklerini gösterdiler. Yaşlandıkça beynimizin belirli bilişsel görevleri yerine getirmek için farklı beyin alanlarını kullandığını biliyoruz. Çalışmanın bulgularına göre, bu işlevsel yer değiştirme, sportmen yaşlılarda görülmüyor.

Çalışmada, renk adlarının farklı renklerle yazıldığı ve yazıların değil renklerin tanımlanmasını gerektiren klasik Stroop testi kullanılmış.  Deneklerin renkleri tespit etmesi için geçen zaman, beyin işlevleri açısından önemli bir parametreyi temsil ediyor ve bu işlev beynin ön bölümünde yer alan prefrontal korteks (PFC) tarafından gerçekleştiriliyor. Gençler bu tip bir görevi yerine getirirken daha çok beyinlerinin sol tarafında bulunan PFC bölümünü kullanırken, yaşlılarda her iki beyin yarısındaki PFC bölgeleri birlikte devreye giriyor. Bu değişim kısaca HAROLD (Hemispheric Asymmetry Reduction in OLDer adults – Yaşlı erişkinlerde beyin lateralizasyonunda azalma) olarak biliniyor. Nedeni de yaşla azalan beyin kapasitesine bağlı olarak gelişen bir uyum mekanizması şeklinde açıklanıyor.

Yaşları 64 ile 75 arasında değişen 60 yaşlı katılımcının dahil olduğu araştırmada, denekler Stroop testini uygularken ön beyinlerindeki faaliyetler fNIR (işlevsel kızılötesine yakın tarama) cihazıyla kaydedilmiş. Bu test, yüzeydeki beyin damarlarındaki oksijen miktarının ölçümüne dayanıyor ve fazla çalışan beyin bölgelerini harcadıkları oksijen miktarına göre tespit edebilmemizi sağlıyor. Çalışmada bu görüntülemelerin yanı sıra, deneklerin tepki zamanları ve fiziksel egzersize uygunluk (fitness) düzeyleri de ölçülmüş.

Egzersiz uygunluğu yüksek olan katılımcıların, egzersiz yapmayanlara göre tepki zamanlarının belirgin olarak hızlı olduğu ilk göze çarpan bulgular arasında. Fakat esas heyecan verici olan, egzersiz uygunluğu yüksek bireylerin Stroop testini çözerken, aynen gençlerde olduğu gibi, beyinlerinin sol yarısını kullandıklarının tespit edilmiş olması. Bu bulgu da egzersizin beynin genç kalmasını sağlayan önemli bir unsur olduğunu tekrar bize hatırlatıyor.

Bu sonucun nasıl ortaya çıktığı, yani egzersizin beyni zaman içinde yaşlılığın etkilerine karşı nasıl koruduğu henüz açık değil. Fakat çalışmayı yürüten araştırmacılardan Dr. Hideaki Soya, normal yaşlılık sürecinde hacmi azalan ve iki beyin yarısını birbirine bağlayan beyaz madde yapılarının egzersize bağlı olarak bu hacim kaybından korunduğu yönündeki bulgulara dikkat çekiyor. Muhtemelen egzersizin uyarıcı etkisiyle yaşlılığın yıkıcı etkisine direnen beyinler, çok daha ileri yaşlara kadar işlevlerini tam olarak devam ettirebilecek kadar sağlıklı kalabiliyorlar.

Neticede, bu ve sayısız çalışmanın da gösterdiği kadim bir gerçeği tekrar hatırlamak ve etrafımızdakilere de hatırlatmakta fayda var: Sağlam kafa (gerçekten de) sağlam vücutta bulunuyor!

O zaman şu anda, bugün ne kadar egzersiz yaptığımıza yahut buna ne kadar zaman ayırabileceğimize tekrar bir göz atmanın tam sırası.

 

Yorum Yap