Güneş Sistemimizin Ötesinden Gelen İlk Yıldızlararası Nesne Bulundu

Mahallenin Yenisi

Bilim insanları, galaksinin başka bir yerinden gelen bir ziyaretçinin güneş sistemimizdeki gezintisini teyit edebildi. Başlangıçta bir kuyrukluyıldız diye düşünülen bu garip uzay kayası, güneş sistemimizde şimdiye kadar gözlemleyebildiğimiz ilk yıldızlararası cisim.

Rochester Teknoloji Enstitüsü’nde astrofizikçi ve kıdemli öğretim görevlisi olan Brian Koberlein; “Güneş sistemimizi ziyaret eden ilk yıldızlararası nesne bu. Bazı asteroidler ve kuyrukluyıldızların, Jüpiter’e yakın uçma gibi şeylerle güneş sistemimizden kurtulabileceğini biliyoruz ve diğer yıldız sistemlerinde de benzer bir şeyin gerçekleşeceğini var sayıyoruz. Bazı asteroidler, zaman zaman yabancı sistemleri ziyaret ederek yıldızlararası gezginler haline gelirler” dedi.

Bu eşsiz cisim hakkında yapılan ilk araştırma, cismin güneş sistemimize ait olmadığını gösterdi. Cismin hızı ve yörüngesi, bilim adamlarının, komşu bir sistemden bize doğru akan bir kuyrukluyıldız olduğuna karar vermelerine neden oldu.

Fotoğraf Kaynağı: NASA / JPL / Horizons
Fotoğraf Kaynağı: NASA / JPL / Horizons

Misafirimiz Bizi Şaşırtmadı

Şili’deki Büyük Teleskop’u kullanarak toplanan ek bilgiler, nesnenin bildiğimiz kuyrukluyıldız karakteristik özelliklerine sahip olmadığını ortaya koydu. MPC bilim adamları nesneyi bir asteroit olarak yeniden sınıflandırdılar ve ona A / 2017-U1 adını verdiler.

Bilim adamları şimdi, ilk yıldızlararası cismimizi, sistemden çıkmadan önce mümkün olduğu kadar tanımaya çalışıyorlar. A / 2017-U1, saniyede 26 kilometre (16.2 mil) hızla geziniyor ve çıkış yolunda gibi görünüyor.

Daha Güçlü Teleskoplara İhtiyaç Var

Gökbilimciler, A / 2017-U1’in yapısı ve menşei hakkında mümkün olduğunca bilgi edinmeyi umuyorlar. Hawaii’deki Büyük Teleskop ve Pan-STARRS 1 Teleskobu, bu anlamda çok etkileyici ve kullanışlı ekipmanlar. Ancak yıldız gözlemcileri yeni ve daha güçlü teleskopların kullanımını sabırsızlıkla bekliyorlar diyebiliriz.

James Webb Uzay Teleskobu (JWST) ve ExoLife (ELF) bize asteroit kuşağımızın ötesinde eskisinden daha net görüntüler sunacak. Bu veriler toplanmaya başlanıncaya kadar, Çin’in 500 metrelik Aperture Küresel Teleskobu gibi birkaç yeni kozmik oyuncağımız var.

Teleskoplar, evrenin doğası hakkındaki anlayışımızı geliştirmek için hazırlar. Kanadalı bilim insanları tarafından yürütülen Hidrojen Yoğunluğu Haritalama Deneyi, evrenin tarihini açığa çıkarmak için yerçekimi dalgalarını ve radyoaktif patlamaları tespit ediyor. Karanlık maddenin sırları, önümüzdeki on yıl içinde Geniş Sinoptik Teleskop sayesinde açığa çıkabilir.

Kaynak

Yorum Yap