Laboratuvardan Kaçan Robot

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Rusya’da Promobot isimli robot mühendislerden birinin kapıyı açık bırakmasını fırsat bilerek fabrikadan kaçtı. Perm kentinde bir caddenin ortasına kadar giden robot şarjı bitince yolda kaldı.

Channel 5’in yayımladığı görüntülere göre, Promobot fabrikadan 50 km uzaklıktaki caddeye kadar giderek yaklaşık 40 dakika kadar başıboş şekilde dolaşıyor. Görüntülerde trafiğin birbirine girmesiyle polisin olaya müdahale etmeye çalıştığı ve mühendislerden birinin gelip robotu götürdüğü görülüyor.

Promobot nedir?

Promobot, yol gösterme ve sorulan sorulara cevap verme gibi yetenekleriyle çalışanlara yardımcı olma vaadiyle geliştirildi. Promobot’un web sitesinde insan ve robot karşılaştırılması yapılarak robotların insanlar gibi hastalanmadığı, özel bir kıyafet giymesine gerek olmadığı, ara vermeden çalışabildiği ve maaş vermeye gerek olmadığı gibi özelliklerin olduğu şablon oldukça dikkat çekiyor.

robot babe

İnsan gücünün kullanımını azaltmak üzerine kurulan bu sistem, yapay zekâ çalışmalarının günümüzde veya ileride ne gibi sonuçları olacağı konusunda pek çok soru işaretine sebep oluyor. Kendi kendine öğrenebilen ve karşısına çıkan ilk fırsatta fabrikadan kaçan bu robot Stephen Hawking’in “yapay zekâ insanların sonu olacak” teorisini akıllara getiriyor.

Yapay zekâ çalışmaları

[showhide type=”pressrelease” more_text=”Devamını oku…” less_text=”Devamını gizle…” hidden=”yes”]

Lousiana Üniversitesi’nden István S. N. Berkeley’e göre, “yapay zekâ (Artificial Intelligence – AI) insan tarafından yapılan ve zeki olarak tanımlayabileceğimiz sayısal sistem ve cihazlardır. Bu konudaki araştırmaların başlangıcı 1950’lerin ilk dönemlerine dayanır ve alandaki ilk çalışma, İngiliz Matematikçi Alan Turing’in ‘Makineyi ve Zekâyı Programlama’ (Computing Machinery and Intelligence) isimli makalesidir. Turing, bu makalede, bilgisayarın günümüzde Turing Testi olarak adlandırılan testi geçerse zeki olarak kabul edilebileceği üzerinde durur. Turing Testi, jürinin bir bilgisayar ve bir insana bilgisayar aracılığıyla sorduğu sorulardan oluşturulmuştur. Eğer jüri, bilgisayar ve insan arasında bir ayrım yapamazsa bilgisayar testi geçmiş kabul edilir. Bu makalede Turing yapay zekâyla ilgili ortaya atılan tartışmalara ve itirazlara da yer verir.”

Yapay zekânın ortaya çıkışı John McCarthy ve Marvin Minsky’nin düzenlediği “Darthmouth Yaz Araştırması Projesi: Yapay Zekâ” (Darthmouth Summer Research Project on Artificial Intelligence) konferansı kabul edilir. Bu konferansta Alan Newell ve Herb Simon tarafından simgesel bir mantıktaki kanıtlar ve teoremlerin araştırıldığı “Mantık Teorisi” isimli bir sistem gösterildi. Kaydedilen gelişmeler, 1976’da Newell ve Simon tarafından yapılan “Fiziksel Simge Sistemi Varsayımı” (Physical Symbol System Hypothesis) isimli bir çalışmayı beraberinde getirdi. Bu varsayımdan iki çıkarım yapılmıştır: Bilgisayarlar fiziksel sistemlerdir ve zekâ belirtisi gösterebilirler, insanlar da zekâ sahibidir ve onlar da bilgisayarlar gibi fiziksel sistemler olarak kabul edilebilirler.

Yapay zekânın geliştirilmesi yönünde pek çok ilerleme kaydedilse de çeşitli aksaklıklar ve durağanlıklar da yaşanır. Örneğin, matematik veya satranç insanlar için zorken bilgisayarlar için kolaydır ya da yüzleri tanıma veya eşyalarla dolu olan bir odada rahat bir şekilde hareket etmek insanlar için kolayken bilgisayarlar için zordur. Bu durumu dengelemek araştırmacılar için ilgi konusu haline gelir. Bunun sonucunda “Bağlaşımcılık” (Connectionism) olarak da bilinen “Yapay Sinirsel Ağ” (Artificial Neural Network) ortaya çıkar.

Yapay zekânın gelecek vaat ettiğine inanan bilim insanları olduğu gibi bu çalışmaların hiçbir yere varmayacağına inanan bilim insanları da vardır. Örneğin, Herbert Dreyfus, evren ve akılla ilgili varsayımlar somut olmadığından bu çalışmaların başarısızlıkla sonuçlanacağını savunur. John Searle, 1980’lerde ortaya koyulan “Çin Odası Tartışması” (Chinese Room Argument) isimli bir görüşe dayanarak zeki makineler üretmenin mümkün olmayacağını belirtir.

Yapay zekâ araştırmaları, “bilişsel bilim” (cognitive science) isimli akademik bir alanın oluşmasına vesile olur. Bilişsel bilimde, yapay zekâ çalışmalarının temellerinden biri olan insan zekâsının da sayısal olup olmadığı konusu üzerinde çalışılırken yapay zekâdan farklı olarak insan zekâsının gizemlerini açıklamak üzerinde de durulur.

Stephen Hawking: “Yapay zekâ insan ırkının sonu olacak.”

Başarılı İngiliz bilim insanı Stephen Hawking, 21 yaşında yakalandığı Motor-Nöron hastalığından (ALS) ötürü bir süredir konuşamadığından insanlarla iletişim kurmak için yapay zekânın basit bir uyarlaması olan bir bilgisayar kullanıyor. Bu bilgisayarın sistemi için Intel’in açıklaması şu şekildedir: “Hawking’in bilgisayar sisteminde basit zamanlı arayüz mevcut. İmleç otomatik olarak ekrandaki klavyeyi tarıyor ve ünlü fizikçi yanağını oynattığında bir kızılötesi sensörü tetiklemiş oluyor. Böylece hareket eden imleç duruyor ve imlecin o anda vurguladığı tuşu ya da seçeneği belirliyor.” Zamanla Hawking, bu arayüze alıştığı için tamamen yeni bir sistem yapılmasını istemedi ve bu arayüz üzerinde iyileştirmeler yapıldı.

Hawking, 2014’te BBC’den Rory Cellan-Jones ile yaptığı söyleşide yapay zekânın insan ırkının sonunu getirebileceğini söyledi ki bu insanın sonu için ortaya konulan en büyük varsayımlardan biridir. Hawking’e göre yapay zekânın geliştirilmesi pek çok açıdan yararlı olsa da yapay zekânın insan zekâsıyla aynı düzeyde olması veya ondan daha üstün olmasının yaratacağı neticeler endişe uyandırıcı:  “Kendi kendine hareket edebilir ve gerektiğinde kendi kendini geliştirebilir… İnsanlar biyolojik evriminde yavaş gelişme gösterir ve bu nedenle de yapay zekâ ile savaşamayıp ona yenik düşerler.”

Turing Testi’ni geçen bir yapay zekâ uyarlaması olan Cleverbot’u oluşturan Rollo Carpenter, Hawking’in olumsuz öngörülerinin aksine, yapay zekânın dünyadaki pek çok sorunu çözeceğine inanıyor. Yapay zekânın insanlara yardım mı edeceği yoksa insanları devre dışı mı bırakacağı konusunda kesin bir öngörüsü olmayan Carpenter’ın bu konuda olumlu sonuçlar alınacağına dair inancı tam.

Yapay Zekâyla Kontrol Edilebilecek Silahlar

2015’te yapay zekâyla kontrol edilebilecek olan ölümcül silahlar konusunda Stephen Hawking, Apple’ın kurucularından Steve Wozniak, Google yöneticilerinden Peter Norvik ve filozof Noam Chomsky gibi kişilerin de bulunduğu yaklaşık bin bilim insanının imzaladığı bir mektup yayımlandı. Yaşamın Geleceği Enstitüsü’nün (Future Of Life Institute – FLI) internet sitesinde yayımlanan bu mektuba göre, otonom silahlar, barut ve nükleer silahlardan sonra “üçüncü devrim” olarak nitelendiriliyor ve mektupta şu ifadelere yer veriliyor: “Nükleer, kimyasal ya da biyolojik silahların aksine otonom silahlar, çok sayıda ve düşük maliyetle üretilebilecek. Bu silahlar, kolayca karaborsaya, oradan da terör örgütlerinin eline düşebilir. Dünyanın önde gelen askeri güçlerinden birinin otonom silah geliştirmeye başlamasının küresel bir yarışa yol açması kaçınılmazdır. Bu durumda otonom silahlar, geleceğin kalaşnikofu haline gelecektir… Hedef seçiminde hâlâ insanlara bağlı olan seyir füzeleri ve insansız hava araçlarından farklı olarak yapay zekâyla kontrol edilen silahlar ya da katil robotlar, hedeflerini insanlarla doğrudan iletişim kurmadan seçip vuracak. Büyük bir askeri gücün otonom silahları geliştirmeye başlaması, korkunç sonuçlara yol açabilir.”

Kaynak:

http://www.ucs.louisiana.edu/~isb9112/dept/phil341/wisai/WhatisAI.html

http://www.bbc.com/news/technology-30290540

http://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/563933–bilim-adamlarindan-katil-robot-uyarisi

Home

[/showhide]

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Yorum Yap