Mamutlar geri mi geliyor?

21.yy dünyası, teknolojinin ve bilimin önlenemez bir hızla ilerlemesiyle birlikte devrimsel nitelikteki deneylere imza atan genetik mühendisliğini de yakın takibe almış durumda. Özellikle de hem sonuçlarının insanlık adına ürkütücü olma potansiyeli hemde birçok etik sorunu doğurması yüzünden sık sık gündeme gelen bu genetik çalışmalar hakkında herkes az çok fikir sahibi oldu. Bunların en meşhuru büyük ihtimalle GDO’lu besinler dediğimiz ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’. Genelde basın yayın kaynaklarında kırmızı muz, mavi çilek, hayvan şekillerindeki meyve-sebze fotoğraflarıyla özdeşleşen bu ‘organizmaların’ birde henüz mutfaklarımıza girmemiş başka bir türü var: genetiği değiştirilmiş hayvanlar.

GDO çalışmaları başladığı günden beri genetik mühendislerini en çok zorlayan çalışmalar genetikleriyle oynanmasına rağmen hayatta kalabilen hayvanlar yaratmaktı. Bunu başaran genetik mühendislerinin yeni hedefiyse bin yıllar önce farklı sebeplerden soyu tükenen canlıları geri hayata kazandırmak (bilimsel adıyla ‘de-extinction’) oldu. Bu hafta Boston’da gerçekleşen  American Association for the Advancement of Science (AAAS) yıllık toplantısında en fazla konuşulan konu, Harvard’da de-extinction araştırmaları yapan bir ekibin 2015’ten beri bir Asya filine 4000 yıl önce soyu tükenen Yünlü mamut türünün bazı özelliklerini genetik olarak aktarması üzerine yaptıkları deneylerdi. Ekibin bu hibrid embriyoyu üretmesine 2 yıl gibi bir süre kaldı. Peki bu yeni yaratığın adı mı? “Mammophant”

mammoth
Foto : Jonathan S. Blair/National Geographic

 

Yünlü mamut  son buz çağına kadar Avrupa, Asya, Afrika ve Kuzey Amerika’da yaşamış bir tür olup 4000 yıl önce iklim değişikliği ve avcılık yüzünden nesli tükendi. Kendilerine en yakın türse Asya fili. Bugün sahip olduğumuz genetik yöntemler sayesinde bin yıldan fazla süredir Sibirya buzullarında donmuş olan Yünlü mamut genleri elde edilebildi. Asya filinin deri hücrelerinin çekirdeği (kendi genetik materyali) çıkarılarak Yünlü mamutun seçilen genleri bu çekirdeğe aktarılacak ve yeni bir çekirdek yazılmış olacak. Elde edilen çekirdek, kendi çekirdeği çıkarılan Asya fili yumurta hücresine yerleştirilecek ve yumurtanın embriyoya doğru gelişebilmesi için yapay bir uyaran verilecek.

Asya fili embriyosunun DNA’sına aktarılacak olan bu Yünlü mamut genleri sayesinde bu yeni tür ‘fil’in mamutlarda olduğu gibi küçük kulaklı, çok uzun tüylü, yağ oranı daha yüksek bir cilde sahip ve soğuk havaya adaptasyon sağlamış kana (Buz Devri’ni hatırlayın) sahip olması planlıyor.  Ekip aslında son 2 yılda potansiyel sahibi 15-45 arası sayılarda hibrid fil-mamut embriyosu üretti. Bu embriyolardan biri planlanan özelliklerin hepsine sahip fakat deneyin verimi açısından diğerlerinin de hala seçilme şansı var.

gen

Ekipten Prof.George Church:  “Deneyde hücresel aşamada durduk, artık embriyoları yaratmaya doğru gidiyoruz. Şuan yaptığımız bu değişikliklerin etkilerini değerlendiriyoruz ve laboratuar ortamda embriyogenezi gerçekleştirmek için çalışıyoruz.” Church’a göre bu deney aynı zamanda nesli tükenmekte olan Asya filinin farklı bir form içinde soyunun kurtarılmasını da sağlayacak. Ayrıca aramıza geri dönen Yünlü mamut karları küresel ısınma yüzünden çözülmeye başlayan tundraların soğuk topraklarına iterek küresel ısınmayla savaşa yardım edecekler.

Deneyin ileriki aşamalarda ‘ex-vivo’ gerçekleşmesi; yani embriyonun yapay bir rahime yerleştirilerek büyütülmesi tasarlanlanıyor. Böylece taşıyıcı anne olması gereken Asya filleri hamilelik ve doğum yüzünden girdikleri potansiyel tehlikelerden kurtulacak. Fakat bu aşama önümüzdeki 10 yıl için mümkün görünmüyor.

 

 

Kaynak

Yorum Yap