Notalardan Psikolojiye

[n]Beyin > Psikoloji, Yazılar 6 Ekim 2016
2.387

Evrende her şey hareket halindedir; hareket sadece canlılara özgü bir şey değildir. Nesneler de çıplak gözle göremediğimiz sürekli hareket halinde olan küçük yapı taşlarına sahiptir.

Canlı ve cansızlardaki bu hareket, titreşim yoluyla kulağa hoş gelen (bazen de gelmeyen) melodileri oluşturur fakat farklı frekanslarla kendini gösterir. Mesela, insanları neden bir korna sesi rahatsız ederken su sesi ya da kuş cıvıltısı rahatlatıyor dersiniz? Çünkü korna sesi yüksek frekans gösterdiğinden insan beynine itici gelir lakin kuş cıvıltısı ve su şırıltısı uyku halindeki beyin dalgalarına yakın frekanslı olduğundan insanda rahatlatıcı bir etki bırakır.

Asırlardır müziğin insanı rahatlatan bir terapi yöntemi olduğu söylenmektedir ve uygulanmaktadır. Günümüzde az da olsa buna karşı çıkan görüşler vardır ama müziğin doğaya pozitif etkisi birçok araştırmacı tarafından kanıtlanmıştır.

Müzik, merkezi sinir sistemi ve beyinde yer alan düşünme, öğrenme, konuşma, beden kontrolü ile ilgili yerleri uyarmaktadır. McGill Üniversitesi’nde nörolog olan Anne Blood, “Farklı müziklerle beyindeki farklı merkezleri çalıştırabildiğimiz için nörolojik ve ruhsal bozukluklar sonucunda zarar gören kısımları tekrar etkinleştirebilir hatta onarabiliriz” demiştir.

Müziğin rahatlatıcı etkisinin sadece kulaktan değil, aynı zamanda titreşim yoluyla fiziksel olarak da hissedilmesine iki büyük kanıt olarak dünyanın en ünlü bateristlerinden İskoçyalı Evelyn Glennie ve Beethoven verilebilir. Glennie, işitme engellidir ve yere çıplak ayakla basarak hissettiği titreşimlerden müziği algılamaktadır!

Yaşamının son yıllarında sağır olan klasik müziğin devlerinden Beethoven ise beste yaparken çaldığı müziği hissedebilmek için dişlerinin arasına sıkıştırdığı bir tahtayı piyanonun rezonans kutusunun üzerine dayıyordu!

İnsan beyni yaptığı zihinsel fiziksel aktiviteye göre belli frekanslara sahiptir. İşte bu frekanslardan örnekler:

Beta : 14-30 cps – zihin fiziksel bir aktivite ile meşgulse ya da tetikteyse
Alfa : 7-13 cps – hayal, düşünceli haller
Teta : 3.5-7 cps – uyuyakaldığınız zamanlar (uykunun ilk evreleri)
Delta : 0.5-3.5 cps – uykunun orta evreleri, en derin anları

Müzikle tedavinin tarihi

Müziğin psikolojik rahatsızlıklar üzerindeki tedavi edici etkisi ilk çağlardan bu yana bilinen bir yöntemdir. Osmanlılarda müzikle tedavi en parlak dönemlerinden birini yaşamıştır. Orta Çağda batılı ülkelerde akıl hastaları, ruhlarına şeytan girdi diye insanlık dışı ağır işkencelere maruz bırakılırken Sultan 2. Beyazıt’ın Edirne’de 1488’de Mimar Hayrettin’e inşa ettirdiği külliyenin darüşşifa (akıl hastanesi) bölümünde hastalar müzikle tedavi ediliyordu. Müziğin tedavi gücü, Osmanlı hekimlerinin bir buluşu değildir fakat bilimsel çalışmaları ile müzikle tedavi konusunda bir hayli ilerlemiş, İbn-i Sinâ, Râzi, Farâbi gibi bilginlerin öncülüğünü yaptığı müzikle terapi, günümüz modern tıbbına da ışık tutmuştur.

Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinden müziğin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisi konusunda yeteri bilgi ve deneyime sahip darüşşifanın hekimbaşının hastalarına önce çeşitli müzik makamları dinlettiğini, kalp atışlarının hızlanıp ya da yavaşladığına bakıldığını, yararlandıkları uygun melodiyi belirleyip şikayetleri ve benzer hastalıkların bir araya getirilerek uygun müziklerle tedavi yapıldığını anlıyoruz. Şu an Edirne’de bulunan Darüşşifa Müzesi ve Hastanesi bizim için o yıllara ışık tutmaktadır.

*Detaylı bilgi için [n]Beyin Dergi’nin 2. sayısına göz atabilirsiniz.

Bu yazı üyemiz tarafından hazırlanıp [n]Beyin Editörü tarafından düzenlenmiştir.
[n]Beyin Üyeleri Ne Diyor?

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Facebook Yorumları