Paris Anlaşması Nedir?

[n]Beyin > Çevre, Haberler 3 Kasım 2016
1.532

191 ülkenin imzasını taşıyan Paris Anlaşması, iklim değişikliği için ilk kez bu kadar bağlayıcı kurallar içermesi ve bir gün içinde küresel nitelikte en fazla imza toplayan anlaşma olması nedeniyle tarihi önem taşıyor.

2015 Aralık’ta imzalanan anlaşmanın ana hedefi, küresel ortalama sıcaklık artış limitinin yüzyılın sonuna kadar 1,5 ile 2 derece arasında sınırlandırılması.  21. yüzyılın ikinci yarısında net sıfır emisyonlara ulaşılmasına dair hedefleri de içeren taahhütler, Paris Anlaşması’nı kabul eden tüm ülkelerce tanındı.

Kyoto Prokolü

1997’de imzalanan Kyoto Protokolü de küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadeleyi hedefliyordu. Bu protokolü imzalayan ülkeler, karbondioksit ve sera etkisine neden olan gazların salınımını 1990’daki düzeye düşürmek üzere anlaşmışlardı. Protokolün yürürlüğe girebilmesi için onaylayan ülkelerin 1990’daki emisyonlarının (atmosfere saldıkları karbon miktarının) yeryüzündeki toplam emisyonun %55’ini bulması gerektiğinden protokol 8 yıl sonra (2005’te) Rusya’nın katılımı sonucunda yürürlüğe girebildi.

Kyoto Protokolü, protokolün senato tarafından onaylanmaması sonucunda ABD’de hiç hayata geçmedi. En fazla sera gazı salınımına neden olan ABD’nin Kyoto Protokolü’ne tabi olmaksızın kendi karbon pazarlarını oluşturarak kendi politikalarını uygulaması, diğer gelişmiş ülkelerin tek tip taahhütlerle bağlı tutulması ve çoğu gelişmekte olan ülkenin protokolle ortaya konulan hedefleri yerine getirememesi Kyoto Protokolü’nün başarısızlığına neden oldu. Bunun üzerine 2009’da Kopenhag’da gerçekleştirilen toplantıda yeni bir anlaşmanın kabulü gerçekleştirilemeyince, 2011’de Durban’da yapılan konferansta 2015 sonunda yeni bir iklim değişikliği anlaşmasının tamamlanarak 2020 yılında yürürlüğe girmesine karar verildi. (1)

Anlaşma neleri kapsıyor?

Paris Anlaşması’nın yürürlüğe gireceği 2020’ye kadar tarafların Kyoto Protokolü’nde yer alan taahhütleri yerine getirmeleri bekleniyor. Paris Anlaşması’nda öne çıkanlar şu şekilde:

  • Katılımcı ülkelerin ısınma sınırlarının en azından 2 dereceye kadar indirilmesi, mümkünse 1,5 dereceye kadar indirilmesinin zorlanması hedefleniyor.
  • Konferans öncesinde 180’den fazla ülke karbon emisyonlarını keseceği veya azaltacağı yönünde taahhütlerini sundu. Bunlar BM çerçevesinde INDCs (Intended Nationally Determined Contributions – İstenilen Ulusal Olarak Belirlenen Katkılar) olarak adlandırılıyor. Paris Anlaşması ile INDCs tanınmış oldu ancak hâlâ daha hukuki bir yaptırımı bulunmuyor.
  • Katılımcı ülkeler içinde bulunduğumuz yüzyılın ikinci yarısında insan kaynaklı emisyonlar ile sera gazı emisyonu bataklarının ortadan kaldırılması ile denge sağlanmasını amaçlıyor. Bununla birlikte, bilim insanları da bu hedeflere ulaşılması halinde 2050-2100 yılları arasında net sıfır emisyona ulaşılabileceği ancak bunun 2070’te öngörülen tehlikeli ısınma öncesinde gerçekleşmesi gerektiği vurgusunu yapıyorlar.
  • 187 ülke 2020-2030 yılları arasında karbon emisyonlarını keseceği veya azaltacağı yönünde planlarını sundu ancak bu taahhütler yukarıda bahsedilen ısınmanın 2 derecenin altında tutulması amacı için yeterli görünmüyor. Çeşitli analizler bu sınırlamanın 2,5-3 derece arasında değişkenlik göstereceğini ve şimdiden büyük umutlara kapılmamak gerektiğini söylüyor. Bu nedenle anlaşma metninde, bu taahütlerin her beş yılda bir geliştirilmesi gerektiği yer alıyor. İlk beş yıllık süreç 2018’de başlayacak, ancak Paris Anlaşması altındaki ilk resmi beş yıllık sürecin başlangıcı 2023 olacak.
  • Anlaşma iklim değişikliği konusunda hassas olan ülkelerin muhtemel finansal kayıplarını gidermek amacıyla yeni bir mekanizma düzenliyor: Kayıp ve Zarar (Loss and Damage). Aynı zamanda bu mekanizmanın düzenlemesi, ABD gibi ülkeleri mutlu edecek bir hüküm de içeriyor: Bu hassas ülkeler, uğrayacakları zararlar için herhangi bir rücu talebinde bulunamayacak. Yani ABD gibi yüksek oranda sera gazı salınımına neden olan ülkeler, bazı ada ülkelerinin yükselen deniz seviyesinden olumsuz etkilenmesine ya da fırtınalarla cebelleşmesine sebep olursa maddi kayıplarının giderilmesi için sorumlu tutulamayacak.
  • Gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine uyum ve temiz enerjiye geçiş süreçlerinde maddi olarak desteklenmeleri görüşmelerin önemli konularından biriydi. Anlaşmanın hukuki bağlayıcılığı olan metninden çıkarılarak hukuki bağlayıcılığı olmayan karar metnine eklenen taslak bir metinle bu husus düzenlendi. Bu metne göre gelişmiş, daha doğrusu zengin ülkeler 2025’e kadar iklim finansmanı için yeni bir hedef belirlemek amacıyla yılda en az 100 milyar dolar toplanmasını hedefliyor. (2)

Paris Anlaşması’nın imzalandığı ülkelerde yürürlüğe girmesi için o ülkelerin parlamentoları tarafından da onaylanması gerekiyor. Bugün itibariyle küresel emisyonların yüzde 65’inden sorumlu 94 tarafın onayladığı anlaşma, 4 Kasım 2016’da resmen yürürlüğe giriyor. Türkiye Paris Anlaşması’nı 22 Nisan 2016’da imzalamasına rağmen hâlâ onaylamadı. 7-18 Kasım arasında Marakeş’te toplanacak olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 22. Taraflar Konferansı, Paris Anlaşması’nın da ilk taraflar konferansı olacak.

 

(1), (2) http://vesaire.org/iklim-degisikligine-karsi-paris-anlasmasi-imzalandi/

*Kyoto Protokülü’yle ilgili detaylı bilgi için tıklayınız.

**Küresel ısınmayla ilgili [n]Beyin Dergi’de yer alan yazımız için tıklayınız.

Bu yazı üyemiz tarafından hazırlanıp [n]Beyin Editörü tarafından düzenlenmiştir.
[n]Beyin Üyeleri Ne Diyor?

Henüz hiç yorum yapılmamış.

Facebook Yorumları