Teknoloji Çağının Yeni Hastalığı: Siberkondria

İnternet, hayatımızın her anında ihtiyaç duyduğumuz bilgi ve iletişim ağıdır. Öyle ki bilgi edinmek için kullanımının yanı sıra, sosyal medyayla da birlikte, günlük rutinlerimizin büyük bölümünde bize eşlik ediyor. İnternete bu kadar kolay ulaşabilmek, bizi merak edilen çoğu şeyi internetten araştırmaya itiyor. Örneğin, bu yazıya başlamadan önce yaptığım araştırmaların büyük bölümünü internet üzerinden yaptığım gibi…

Bilgiye kolay ulaşabilmek, bir noktada insan hayatını kolaylaştırsa da internet ortamındaki bilgilerin fazlalığı güvenilirlik açısından sorgulamayı gerektiriyor. Artık birçok insanın internet kullanma olanağının olması, insanların bildikleri/bildiklerini sandıkları bilgileri ve şahsi düşüncelerini paylaşma isteği, internet ortamında bilgi kirliliğine neden oluyor. Bu noktada aklımıza şu soru geliyor: Hastalıkları bile Google’a sorduğumuz aşikârken gerçekten bu platforma güvenmeli miyiz?

İnsan sağlığının değeri, asla sorgulanmayacak bir gerçeklik taşır. Her birey, sağlıklı olmak ister. Bu yüzden sağlıkla ilgili konularda hassas davranılması gerekir. Bu hassasiyet, kişide ufak da olsa hastalık belirtisi sayılabilecek durumların sebebini bilme isteğini beraberinde getirir. Geçtiğimiz çağlarda, bu isteği büyük ölçüde doktorlar giderse de ne yazık ki günümüzde internet ilk başvurulan platformlardan oldu. Çalışmalarda arama motorlarında “sağlık” ve “hastalık” kelimelerinin çok fazla aratıldığı görüldükten sonra, bu konu üzerine araştırmalar yapılmaya başlandı. Daha sonra da ne yazık ki internet çağının yeni hastalıklarından biri çıktı karşımıza: Siberkondria!

Yorgunluktan mı yoksa beyin tümörü mü?

Siberkondria, insanların hastalık belirtilerini internetten araştırma ve internetteki yanlış teşhislere kendilerini inandırma hastalığıdır. Yorgunluktan kaynaklanan bir baş ağrısını beyin tümörü, soğuk algınlığından kaynaklanan bir öksürüğü akciğer kanseri gibi değerlendirmekteki hata, bir noktada siberkondriadan kaynaklanır.

Siberkondria hastalarının en tipik özelliği, kendilerinde çok ufak da olsa hastalık teşhisi aramalarıdır. Bu hastalar, genelde özgüveni düşük, iletişim ve kendini ifade etme becerisi eksik olduğu için sosyal medyayı ve interneti çok aktif kullanan kişilerdir. Siberkondria hastası olan insanlar, sürekli aynanın karşısında kendilerini inceleyen, ateş ve tansiyonlarını ölçen, kendilerinde bir bozukluk arayan insanlardır. Bir başka özellikleri de doktorların söylediklerine kulaklarını tıkamaları, internetteki bilgilerin ne olursa olsun doğru olduğuna inanmalarıdır. İnternetten koydukları teşhisin doğru olduğuna kendilerini o kadar inandırmışlardır ki alanında profesyonel olan doktorların yetkinliğini sorgular ve zamanla onları dinlemeyip önemsememeye başlarlar.

Hasta psikolojisine kapılmak mümkün!

Hasta olmadıkları halde çok ağır hastalığa sahip olduğunu düşünen siberkondria hastası bireyler, bu hastalığı kendi içlerinde kabul ettikleri için hasta psikolojisine kapılabilirler. Bunun sonucunda da hayat doyumları düşebilir, kendilerini eksik hissedip depresyon belirtisi gösterebilirler. Depresyonlarının bir başka sebebi de kişilerin kendilerinde olduklarını sandıkları hastalıkları, başka insanlara ispatlayamamalarıdır. Kimsenin onları anlamadığını ve onlara inanmadığını düşünüp fikirlerinde daha çok radikalleşebilirler. Bu radikalleşme, hasta oldukları fikrine onları daha çok inandırabilir. Kişiler, depresyon belirtileri gösterdikçe kendilerini daha çok hasta hissedebilirler. Bu döngü böyle devam edip giderse intihar dahi görülebilir. Siberkondrianın bu denli tehlikeli olabildiğini gördüğümüzde, hafife alınmayacak kadar ciddi olduğunu da anlıyoruz.

Bu yüzden kendinizde bu belirtileri görüyorsanız ya da etrafınızdaki insanların bu tehlikeyle karşı karşıya olduğunu düşünüyorsanız hemen uzman birinden yardım almalısınız. Zira ne kadar erken fark edilip müdahale edilirse yıkıcı sonuçlar o kadar iyi engellenebilir.

Kaynaklar:

http://www.yavuzselvi.com/siberkondria-hastalik-hastasi-depresyonun-pencesinde-internet-cagi-yeni-bir-hastalik-dogurdu/

Siberkondria

Hazırlayan: Çiğdem Çetinkaya

Yorum Yap