Uyurgezerler Acıyı Hisseder Mi?

Resmi olarak “somnambulizm” olarak bilinen uyurgezerlik, bir tür parasomnidir. Parasomni terimi, uyku sırasında gerçekleşebilecek anormal hareketler, davranışlar, duygulanımlar, algılamalar ve rüyaları da kapsayan tüm acayip durumları temsil eder. Parasomnilerin çoğu, uyku ve uyanıklık durumları arasındaki geçişlerde kısmi uyarılmaların meydana geldiği hafif uykulardır.

Uyurgezerlik, uyku esnasında motor davranışların gerçekleşmesiyle teşhis edilen bir rahatsızlıktır. Bu davranışlar, sadece oturmaktan -en iyi ihtimalle- ev etrafında dolaşmaya kadar çeşitlilik gösterebilir. Aşırı durumlarda, uyurgezerler evden ayrılıp arabayla uzun mesafeler kat edebilirler.

Uyurgezerlerin uyandırılmamaları gerektiğini ifade eden bir mit vardır. Gerçekte, aksi doğrudur çünkü bir uyurgezerin uyandırılmaması ve bilinçsiz bir şekilde etrafta gezinmesine izin verilmesi tehlikeli olabilir. Uyurgezerleri uyandırmaya çalışmakla ilgili tek sorun, bu girişimin bazen uyurgezerin kendisini uyandırmaya çalışan kişi üzerinde şiddet içeren davranışlarda bulunmasına neden olmasıdır.

Uyku kalitesine yaptığı etkiler nedeniyle, somnambulizm, bitkinliği, gün içerisindeki uyuşukluğu ve sabahları uyanabilme zorluğunu tetikler. Buna bağlı olarak, psikolojik sıkıntılara ve yaşam kalitesinin düşmesine neden olur. Uyurgezerlikte sadece yavaş dalga uykusu (derin uyku) bozuntuya uğramıştır ve genellikle tam olarak derin uykudan çıkma sırasında gerçekleşir.

“Pain in Sleepwalking : A Clinical Enigma” (Uyurzegerlikte Acı : Klinik bir Muamma) adlı makale, uyurgezerliğin, derin uykudan tam olarak çıkamama nedeniyle, yerel uyku mekanizmalarında gerçekleşen karışıklıkların meydana getirdiği ayrıştırıcı bir durum olabileceği savını ortaya atmaktadır. Yerel uyku, beynin özel bir bölgesindeki nöronların “bağlantıdan çıkması”, öte yandan diğer bölgelerdeki nöronların “bağlantıda kalması” olayıdır. Bu, beynin bir kısmı uyurken diğer kısımlarının uyanık kaldığı anlamına gelir. Yerel uyku, uzun süreli uykusuzluk dönemlerinden sonra oldukça yaygındır.

Peki, bu durum acı algısını nasıl etkiler?

sleepwalker1Acı ve uyku

Uyku ve acı arasında açık bir ilişki vardır: bir tarafta uyku bozukluğunun kronik ağrıdan yakınan bireyler arasında yaygın olması, diğer tarafta uykusuzluğun acıya duyarlılığı artırdığının bilinmesi. Uyku sırasında oluşan acı uyarılma sıklığını artırmakta, buna bağlı olarak uykuyu bölmektedir.

Somnambulizm vakalarında, bazı ilgisiz beyin işlevlerinin düzeni bozulmuş yerel uyku bölgeleriyle birleşerek acı algısını etkileyebileceği hipotezi ortaya atılmıştır. Diğer taraftan, nedeni belirsiz bile olsa, migren sorunu olan bireylerde uyurgezerlik ve uyku terörü (1) oldukça sık görülmektedir. Ayrıca kronik ağrı, uykusuzluk (insomni) ve aşırı uyuma arzusu (narkolepsi) gibi uyku sorunlarıyla sık sık ilişkilendirilmektedir.

İlgili araştırmada, araştırma ekibi uyurgezerler tarafından deneyimlenen acı üzerine yoğunlaşmıştır. Bu çalışmada, uyurgezerler ve kontrol grubu için kronik ağrı, baş ağrısı ve migrenin görülme sıklığı karşılaştırılmış ve uyurgezerlerde acının etkisi incelenmiştir. Ayrıca, acı algısı, parasomni esnasında yaralanmış hastalar için geçmişe dönük olarak irdelenmiştir.

Öncelikle, ekibin bulguları, kronik ağrıdan mustarip olan uyurgezer sayısının şaşırtıcı derecede yüksek olduğunu göstermiştir. Öyle ki, baş ağrısı, migren ve kronik ağrı ile somnambulism arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Dahası, uyurgezerlerde gün içerisindeki uykululuk halinin, uykusuzluğun ve depresyon belirtilerinin daha yaygın olduğu gözlenmiştir.

Şiddetli parasomni atakları gösteren uyurgezerlerin %80’i, bu şiddetli olgularda herhangi bir acı hissetmediklerini bildirmiş ve bazı durumlarda ciddi yaralanmalara rağmen uykuda kalmaya devam etmiştir.

Araştırmacılar, böylece uyku-acı bağlantısında bir ikiliği ortaya koymuştur: Her ne kadar uyurgezerler uyanıklık sırasında kronik ve yenilenen acı durumlarından bahsetseler de parasomnik olgular esnasında bir hissizlik deneyimlemektedirler. Bu ilgi çekici ilişki ve onun mekanizmaları hâlâ büyük oranda anlaşılmamıştır.

Uyku ve acı, birçok biyokimyasal ve psikolojik unsurun da içinde bulunduğu karmaşık yollar üzerinden etkileşmektedir. Somnambulizmde beyin kısmen uyanık, kısmense REM-dışı uykudadır. Buna bağlı olarak, yapılan şeylere ilişkin bilinçli bir farkındalık yaratamaz. Uyurgezerlerle yapılan daha önceki çalışmalar, aynı zamanda acıda da rol alan bazı nöronal ağların değişikliğe uğradığını ortaya koymuştur. Beynin bazı bölgelerinde gerçekleşen bağlantısız uyarılma durumları, acı algısı ve bilinçlilikle beraber uykudan uyanıklığa geçiş sürecini de etkiliyor olabilir.

Sağlıklı gönüllülerle yapılan çalışmalar, uyku sırasında “acı verici girdi işleme süreci”nin sekteye uğradığını, böylece anlamsız duyusal girdilere bağlı uyanmanın engellendiğini göstermiştir. Ancak ciddi yaralanmalar bile bir uyurgezeri uyandırmadığından, bahsi geçen süreç, uyurgezerlerde daha da güçlendiriliyor olmalıdır.

Buna rağmen, çalışma ekibinin de altını çizdiği gibi, uyurgezerlik, bilinçli farkındalık eksikliği ve olaylara ilişkin hafızanın yok olması durumları ile sıklıkla ilişkilendirildiğinden, uyurgezerlerin “aslında acıyı hissettikleri ancak onu hatırlayamadıkları” hipotezi tamamen görmezden gelinemez. Yine de uykunun ve acının birbirini derinden etkilediği açık görünmektedir.

(1) E.N. Korkuya sebep olan bir tür uyku bozukluğu, gece terörü olarak da bilinir.

Kaynak

Yorum Yap