Yeni bağımlılıklarımız

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Günümüzde teknolojinin pek çok yararını kullanıyoruz. Bilimsel araştırmalar sonucu teknoloji gelişti ve gelişen teknoloji yeni bilimsel araştırmalara imkan sağlıyor. Bu teknolojinin günümüzde en çok kullandığımız ve belki de onsuz nasıl yaşadığımızı bile hayal edemediğimiz bir ürünü de akıllı telefonlardır. Hepimiz akıllı telefonları, araştırmaya ve bilgiye ulaşmaya sağladığı kolaylık gibi nedenlerden dolayı kullanıyoruz. Ancak bir maddeyi ya da durumu, dürtüsel olarak gerektiğinden fazla kullanıyorsak ona bağımlı mı olduğumuzu yoksa sadece işimize yaradığı için mi kullandığımızı sorgulamamız gerekir.

Bağımlılıklar Nasıl Oluşur?

Bağımlılıkların temelinde beyinde salgılanan “dopamin” adlı kimyasal yatar. Dopamin, hayatta kalmamızı sağlayacak yemek yemek gibi durumlarda salgılanan ve kendimizi iyi hissettiren kimyasaldır. Beyindeki limbik sistem, dopamin salgılayarak bizi ödüllendirir. Düşünme, hareket etme, uyku, dikkat, motivasyon, ruh hali vb. davranışlarda dopaminin etkili olduğu biliniyor.

Dopamin hormonu beynin hazzı öğrenmesini ve yeniden aramasını sağlar.
Dopamin hormonu beynin hazzı öğrenmesini ve yeniden aramasını sağlar.

Ödül merkezinin uyarılmış olması, beynin bu maddeyi ya da aktiviteyi tekrar istemesine sebep olur. Uyaran sebep etkisini azaltmaya başladığında beyin tekrar aynı uyarıyı ve dopamini ister. Bu sebeple ağrı, depresyon, stres gibi yoksunluk belirtileri göstermeye başlarız. Vücudumuzun istediği, dopamin salgılatan sebebin tekrar etmesidir.

Bu aşamada dopamine teslim olup sürekli aynı uyaranı kullanmaya devam edersek beyin bir süre sonra doğal olarak salgıladığı dopamini azaltmaya başlar. Yani uyaranı aynı ölçüde kullanmak beynin ancak normal seviyede dopamin salgılamasına sebep olur. Uyaranı ilk aldığımızda bize verdiği etkiyi sağlayabilmek için daha da fazla uyarana maruz kalmamız gerekir ve artık ona bağımlı olmuş oluruz.

Bu durumda beyin, bağımlılığa sebep olan uyaranı her durumda öncelikli kabul edecek şekilde organize olur. Böylelikle o uyaran üzerindeki kontrolümüzü neredeyse tamamen kaybetmiş oluruz.

Neler Bağımlılık Yapar?

Bir bağımlılıktan söz ettiğimizde aklımıza ilk gelen uyaranlar bağımlılık yapma potansiyeli önceden bilinen alkol ve sigara gibi fiziksel etkenlerdir. Sosyal medya, bilgisayarlar ve telefonlarla ilgili ise böyle bir uyarı oluşturulmuyor. Sigara paketinin üzerinde zararlı etkenlerinin yazdığını görüyoruz ancak Facebook ya da WhatsApp gibi uygulamaları telefonumuza indirirken böyle bir uyarıyla karşılaşmıyoruz. Ancak beyinde yarattığı etkilerin bu maddelerin kullanımında beyinde oluşan etkilerle benzerliği düşünüldüğünde sosyal medya ve mesajlaşma gibi durumların da bağımlılık olarak değerlendirilmesi yerinde olacaktır.

Bir arkadaşımızla dışarı çıktığımızı düşünelim. Sohbet çok keyifli gidiyor ancak bu güzel konuşma sırasında telefonumuza bir mesaj geldiğini duyduk. Bu durumda kaçımız bu mesaja bakmadan sohbete devam edebilir? Çoğumuz devam edemeyiz. Mesaja baktığımızdaysa arkadaşımızla olan sohbeti yarım bırakmış oluruz. Bunun bir kere yapılması belki çok önemli görünmez, ancak yapılan araştırmalara göre çoğumuz, günde ortalama 85 defa telefonumuzu kontrol ediyoruz. Hatta üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmada bazı öğrencilerin günde neredeyse 1000 defa telefonlarını kontrol ettikleri görülmüş.

Aşırı Bilişsel Yük Dikkat Fakirliği Yaratıyor

Buysa gün içinde pek çok konuşmayı ve odaklanmamız gereken işleri böldüğümüz anlamına gelir. Nörobilimcilere göre beyni sürekli olarak sosyal medyadaki haber ve anlık mesaj gibi uyaranlara maruz bırakmak bize hayat kalitemizi ve iş performansımızı düşüren ciddi bir bilişsel yük getirir. Bu bilişsel yükünse kişinin kendini kontrol edebilme kabiliyetini zayıflattığı düşünülüyor. Buna örnek olaraksa teknolojik cihazların kullanımındaki artışla obezite vakalarının artışı arasındaki paralellik gösteriliyor. Teknolojinin sağladığı aşırı bilişsel yükle otokontrolü zayıflamış insanlar yiyeceklerin cazibesine direnme yeteneklerini de kaybediyor.

İşlerimizin arasına sıkıştırdığımız her bildirim kontrolü, beynin uzun süreli odaklanma kabiliyetini azaltarak bize zarar vermektedir.
İşlerimizin arasına sıkıştırdığımız her bildirim kontrolü, beynin uzun süreli odaklanma kabiliyetini azaltarak bize zarar vermektedir.

Bildirimler Bağımlılık Yapabilir Mi?

Telefona bu derece bağımlı olmamızın sebebi ise aldığımız bildirimlerdir. Birinden mesaj geldiğinde, ya da Instagram’da paylaştığımız fotoğraf beğenildiğinde yukarıda anlatılan dopamin mekanizması aktive olur. Dopamin, aramayı ve araştırmayı, istemeyi sağlayan hormondur. Bu nedenle bir süre sonra kendimizi durup dururken e-maillerimizi ve mesajlarımızı kontrol ederken bulabiliriz.

Beynimiz, görsel ya da işitsel uyaranlara cevap verecek şekilde programlanmıştır. Akıllı telefonlardaki uyarı sesi ve ekranda görünen küçük simgeler de muhatap alınmış olma hissiyle beraber ödüllendirilmeyi süsler.

Bilinmeyenin Cazibesi

Dopamin salgılanmasına sebep olan asıl etkenin mesajın kimden geldiğini bilmeme hissi olduğunu söyleyebiliriz. Kimin ne yazdığını bilmemek belki de bir sürprizle aynı şekilde beyni uyararak dopamin salgısını arttırıyor.

Dopaminin etkisini küçümsenemez, örneğin dopamin nöronları hasarlı olan sıçanların yemek yanlarında olmasına rağmen açlıktan ölene kadar yemek yemediği görülmüş. Ancak nörobilimciler, insanın gerekli motivasyonu elde ettiğinde bağımlılıklarla baş edebilecek donanıma sahip olduğu konusunda hemfikir.

Sosyal medyanın birçok olumsuz etkisi var. Örneğin aşırı sosyal medya kullanımı ve mesajlaşma gibi faktörlerin öğrencilerin akademik performansını düşürdüğünü gösteren araştırmalar var. Bunun dışında sosyal medyayı fazla kullanan insanların sosyalleştirmekten çok yalnız hissettiğini gösteren yeni araştırmalar da gösteriliyor. Depresyon, anksiyete ve uyku bozukluğuna sebep olabilecek aşırı sosyal medya kullanımı durumu bilişsel sağlığımızı pek çok açıdan olumsuz etkilemekte.

Bağımlıysak…

Telefonlar ve bilgisayarlar tabii ki hayatımızın önemli bir parçası olmuş durumda. Onlardan tamamen vazgeçmek faydalarını da kullanamamak anlamına gelir. Ancak telefonla ilişkimizi sorgulamamız gerekir. Eğer on dakikadan fazla bir işe odaklanamaz hale geldiysek ve sürekli telefonumuzu kontrol ediyorsak, telefonumuzdan uzaklaştığımızda sinirlenmek gibi yoksunluk belirtileri gösteriyorsak telefon kullanımımızı sınırlamamız gerekir. Özellikle de beyne yük getirecek anlık mesajlaşmalardansa telefonla konuşmak veya yüz yüze görüşmek beyin sağlığımız için en doğru tercih olacaktır.

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Kaynak

Yorum Yap